Salı, Ekim 17, 2017

KOÇ Müzesindeki Koç


Aslan oğlumla yine geçtik dümenin başına!
Dalgalı denizin kucağında, savruluyorduk bir o yana bir buyana.
Her dümenin suyuna gitmemesini anlatıyordum aslanıma.
'Dümene gelme, dümen çevirme, dümen kırma!'

Sonra düşündüm, hiç mi iyi yanı yok bu dümenin, dümencinin? Neden hep kötüye yorulmuş?

Dümenci değil mi, gemiyi rotasına sokan, limana yanaştıran? Neden bu vasıf hep kötüye alamet olsun?

İmam gibi, önde olan kim varsa, onun mutlaka bir sakat durumu vardır iması hoş gelmedi. Dümeni düzgün kavramak lazım, Aslanım.





Game of Stones


4 Torun ve 1 Büyük anne. Ne güzel el ele, kol kola.
Yüzler mutlu, gönüller huzurlu.

Bir de arılar olmasa, karınlar ağrımasa, ateşler çıkmasa idi,
Süper olacaktı.

Olsun, kalan hatıralar, sonrasında hep güzel hatırlar olur. Kötüler unutulur. Hoş bir seda kalır, biraz esinti, biraz Yaz havası kalır. Sıcacık denizin tuzu gider tenden ama hatırası kalır.









Bu Yazın Fotoğrafı


Babam yine Fethiye'ye götürdü beni.
Deniz ve kum vardı yine.
Güneş tepemde idi. Yine ıslandım. Üşüdüm, ağladım.
Sonra Toprak ile de ağladık, dertlendik, kederlendik.

Biraz yaramazlık yaptığımı söylüyorlar. İnanmayın.
Asıl onlar yaramaz. Ben sadece sudan hoşlanmıyorum.
Biraz da güneşten, kumdan, balıktan, sudaki taştan,
azıcık da çakıldan, ucundan biraz da yosundan. En fazla arıdan hoşlanmıyorum. Unutmadan söyleyeyim biraz da çimden.

O yüzden ağladık, dertlendik, kederlendik. Yoksa her şey çok güzel, hayat güzel, hava güzel.


Pazartesi, Temmuz 03, 2017

Antalya'da garip bir keçi

Bir garip keçi dururdu, Antalya'da dondurmacının önünde.
Dağların yağız hayvanı, boz keçi, bozlak keçi!
Boyamışlardı pembeye, benzetmişlerdi şempanzeye.

Bir gün geldi, şehirlerden inen medeni insanlar,
Yavrularını saldılar keçinin üstüne, üstüne.
Zavallı keçi, bozlak keçi.
Boynuzları şeritli al al keçi.

Diyemedi inin lan üstümden, belimde fıtık var.
Birbirinizi ne boğazlıyorsunuz a be ufaklıklar?
Şivem değişti sayenizde, hadi gidin evinize.


Efkarlıyım


Efkarlıyım bu öğle!
Hava olmuş gölgede 42,5 derece,
Beyin sulanmış, karpuz ısınmış,
Dondurmalar yerlere akmış.

Bu sıcakta efkarlıyım dedim, bre!
İnce belli çay bile kesmiyor bu harareti.
Çömelmişim bir bankın köşesine,
Geçmiyor günler, dinmiyor güneş,
Sulanan (demin bahsettiğim) beyin de yere akmış.

Anne!
Annneeeee!
Offf anne, neredesin?
Bir bardak soğuk ice tea verir misin?

- Oğlum bas git!
Bir ice tea için yeter bu trip! 3 bardak içtin, miden bozulacak!

Anneee yaaaa!! efkarlıyım haydi bre deryalar!

Salı, Mayıs 09, 2017

Doğum günleri - devam-


Demiştik ya Nisan ayı doğum günleri sezonu diye, Ece'nin de doğum gününü böyle kutladık.

Gördüğünüz üzere büyükler neşeli, mutlu, güler yüzlü ve çocukları bu yaşa kadar kazasız belasız getirmenin gururu ile bakarken; şu çocukların tiplerine bir bakın:

Arda: Maç bitse de eve gitsek modunda,
Pınar: Kendisine kulak yapan başka birini görmedim hayatımda. İlginç!
Ece: Olabilecek en çirkin poz nasıl verilir triplerinde.
Selin: Güzelim, canım benim. Uymuş ses çıkarmayalım.
Alper: Ya masa altında, ya kapı arkasında 'gaka!' yapıyor.

Not: Masadaki su bardağının yarısından fazlası dolu. Mutluyuz neticede.

Cuma, Mart 31, 2017

Doğum günleri sezonumuz açılmıştır!


 Mart'ı da bitirdik. Pınar'cığımın doğum günü ile doğum günleri sezonunu açtık. Çok güzel bir günü tüm ailemiz ile birlikte kutlamak ne kadar güzeldi.

Mesela sadece Pınar mumları üfledi. Alkışladık. Pasta tükürükler ile dolmadı. Bir daha yakalım deyip ağlayan, bağıran, böğüren çocuklar artık büyümüşler miydi ne?

Alper kuduruk idi sadece. Kucakta o bile bu ahenge uyum sağladı.

Bir doğum günü sonrası çocuklar bir yaş daha büyürken biz biraz daha yaş aldık. Artık her yıl bir yıldan daha kısaymış gibi geliyor.