Cuma, Aralık 27, 2013

Müdürüm!

- Müdür'üm?
- Efendim memurum?
- Yakaladık en sonunda!
- Kimi yakaladık?
- Tüm suçların başındaki gizli şahsı, örgütün en tepesindeki Baron'u, suç imparatorunu, tüm gizli kapaklı işlerin ardındaki karanlık kişiyi,
- Vay canına demek yakaladık!
- Evet Müdürüm.
- Vay onun evine bitter çikolatalar bassın, vay onun ağzına acı biberli emzikler sokulsun, vay ben onu yerim, yanaklarını ısırırım!
- Müdürüm, Rüzgar'ın kolunu tuttum bırakmam.
- Ben de yapıştım yanaklarına hiç bırakmam.
- Gıgı mıgı mu, cork cork?
- Debelenme Rüzgar, fena halde komploya düştün. Seni baban bile kurtaramaz. Oradan BAKAN baban mı?
- Gıııı!
- Kaçamazsın adaletin adaleli kollarından. Dur! Ah 1,5 yaşındaki çocuğu bile tutamadık. Kaçtı!!!

Cuma, Kasım 29, 2013

Cadılar Bayramı

- Öğretmenim!
- Efendim, Ececim?
- Cadılar Bayramı'nız mübarek olsun, öğretmenim, elinizi öpeyim.
- Beyhudar ol, kızım. El öpenlerin çok olsun.
- Birşey değil, şeker filan vermek adettendir, öğretmenim. Bizim geldiğimiz yerde bu tür adetlere çok önem veririz. Paskalya'da okullar kaç gün tatil öğretmenim, Kadıköy yakasında?
- 1 hafta kızım, ayrıca Noel ve Christmas tatillerinde de 10 gün filan tatil yapıyoruz.
- Güzel, yumurtaları okulda boyarız değil mi öğretmenim?
- Tabi canım.
- Şehnaz!
- Efendim, hayatım?
- Bu kızı biz Fransız Lisesi'ne mi verdik? Ne bu tavırlar, kılık kıyafet almış başını gidiyor.
- Kurtköy'e taşınsaydık o zaman. Ne vıdı vıdı ediyorsun?
- Aşkım, ama sen, kem küm..
- Öff, alış artık hayatım. Burası Kadıköy, burdan çıkış yok!
- ....

Salı, Kasım 05, 2013

Oylat


İskoçya gezisi öncesi yurdumuzun İskoçya'ya en çok benzeyen yeri olan İnegöl'e bağlı Oylat'a demo amaçlı gezi düzenledik. Nereye baksan Edinburgh'tan bir köşeyi andırıyordu.
Mağarası, kaplıcaları, Kuğulu parkı, İnegöl köftesi, kestanesi, ne bileyim herbişeyi...
Çocuklar bayıldı. Arda kaplıca canavarı oldu. Son gün halka açık saatte kaplıcaya girince, yerel gençlerin olimpiyat hazırlıklarına şahit olduk mesela. Çok gururlandık. Bazıları 3x5 metrelik 40 derecelik havuzda atlama, tersten atlama, adam üstüne atlama, yüzme yarışları, deve güreşleri dallarında yarıştılar. Bizim zamanımızda Rocky'in zor şartlarda Rus boksöre karşı yaptığı antrenmanlar geldi aklıma. Gelsin bu  delikanlıları görsün! Biter.
Sonra dağ gezileri yaptık. Ece tüm zarafetiyle resimde de görüleceği üzere, değneğini yol boyunca kağıt mendil ile tuttu. Arda balık, kurbağa filan avlarız diye umutlanmıştı ama olmadı. Darısı İskoçya'da artık.

Salı, Ekim 01, 2013

Yeni yerleşim yeri


Sonunda taşındık. Büyükçekmece'den Acıbadem'e gelerek yolun 2/3'ünden kurtulduk. Sabiha Gökçen hala uzak ama burası medeniyete daha yakın. Çocukları okula verdik. Eğitim kalitesi bayağı yüksek. Hemen adapte oldular.

- Hey baba. Naber man? What's up, yo?
- Efendim evladım?
- Man, don'c you get it, yo?
- Yoo!
- Babacım caddede okulda böyle konuşuyor burada insanlar. ANLAMIYOR MUSUN?
- Bağırma ulen babaya!
- Off ya off! Madem öyle niye geldik buralara Mann?
- Hala doğru konuşmuyor. Şehnaz al bu çocuğu buradan.
- Askim! Niye öyle davranıyorsun minnacık çocuğa?
- Askim ne ya?
- Valla az önce caddeden geldi....
- Ne caddesi bu bea? Yeter ama!
- Oğlan cin gibi yerinde durmuyor (bkz foto). Hanım ile kız bütün gün caddede. Allah'ım doğru mu yaptım? Niye terk ettik yurdumuzu? Öhöo!
- Aman boşver yo!
- Get lan!
- Get Up!


Perşembe, Ağustos 15, 2013

Duwar


Bu aybaşında Roger Waters dedem Almanya'dan konsere gelmiş. Amcamla babam kendisine Roger Baba, Roger Baba diye seslendikleri için tahminimce uzaktan dedem oluyor.
Roger Dedem, uzun yıllar TOKİ'de duvar ustası olarak çalışıp SGK'dan emekli olmuş. Kendisine emekli ikramiyesi olarak fotoda gördüğünüz duvarı vermişler. Adam ne yapsın? Ülke ülke dolaşıp duvar dibinde konser vermeye başlamış. Geçen bir röportajını okudu Arda abim bana, 'emekli aylığı yetmedi gızım, 35 yıl önce yazdığım şarkıları, türküleri söyleyip kefen parası biriktiriyom' demiş.

Ersan ve Gökhan Amcam bu kadar da hayırsızlık olmaz Roger Baba'ya biraz da bizim katkımız olsun deyip konsere gitmişler. 

Babam biraz sinirli geldi. Noldu babacık dedim? Meğer konser İTU stadında verilmiş. Boğaziçili olarak zaten kıldım iyice uyuz oldum dedi. Gece 23.30'da konserden çıkıp 02.00'de eve gelmişlerdi. Arabayı Levent'e park etmişler çıkışta kalabalık olmasın diye. Konser bitince 40bin kişi metroya girmeye kalkınca Darüşşafaka durağına kadar geri yürümüşler. (Ah Daçka yine ne varsa sende var. Hayat yolunda önümüzü açtın, Metro'ya bile sayende bindik kapa parantez).

Roger Dede, bi daha gelirsen Tobleron filan getir şu torunlarına. Cimrilik de bir yere kadar.. Çüss.

Pazartesi, Ağustos 12, 2013

Kervan


- Anneannem yeni koltuk takımı aldı. Aslında ev filan da yeni. Ama koltuklar daha önemli. Bu fotoğraftan önce babam, Arda abime, oğlum o ayaklar ile basma yeni koltuklara deyip abime tekme atmaya kalkarken, annem babamın bacağını tuttu. Abim, o esnada yediği çimdiğin etkisini belli etmemek için sırıtırken ben hiç bir şey olmamış gibi gülümsemeye devam ettim. Annem, abine nispet yapma dercesine bacağımı kavradı. Ben de Arda gibi acı içinde sırıtmaya başladım. Babam, fotoğrafımızın çekildiğini anlayınca annemin arkasından benim saçlarımı yakaladı. Sinsice ve çaktırmadan. Mutlu bir bayramı bu güzel koltuklarda kutlamanın keyfine vardık böylece. Nice güzel bayramlara. Amin.

Kızlar dayanışması


- Bak kardeşim, öncelikle hoş geldin dünyamıza. Bu dünyada çok acayip şeyler oluyor. Mesela, Ergenekon diye bir dava var. Ben doğduğumda başlamıştı. Şimdi hala devam ediyor. Geçen gün dava sonucunu açıkladılar, ömür boyu ceza alan varmış. Ömür ne demek bilir misin, kardeşim?
- Ablacım. Hoş bulduk. Ben Nehir. Daha dakika bir gol bir. Ne oluyor? Neredeyim ben, sen kimsin? Bunları anlatmadan derinlere daldın.
- Dur dur, bir de Gezi Parkı diye bir yer varmış. Ben şahsen parkları çok severim. Tahterevalli de uzmanım hatta. Geçen gün ağaç kesmişler, insanlar da çadır kurmuş. Sen hiç çadır da kaldın mı?
- Kaldım! Oha yani. Daha dün annemin karnından çıktım. Bu ne yaaa! Alın bunu başımdan. Of başıma ağrılar girdi. Nasıl bir hayat bu be? Anneee!
- Nehircim, olmuyor ama böyle. Sen büyüyesiye kadar ben bekleyemem. Evin tek kızıyım. Kimse beni anlamıyor. Kimse beni dinlemiyor. Öhhööö!
- Tamam, tamam. Sus, rezil edeceksin beni. Ne demiştin? Gezi mi? Güzelmiş. Mevlut okutalım sonra gideriz kız kıza.

Pazartesi, Temmuz 15, 2013

Aylar sonra birgün!


- Babacım, size amca diyebilir miyim?
- Nasıl yani? Eski Türk filmlerinde tersiydi o. Seni şaşkın! Şaşırdın yine!
- Yok, yok öyle değil. Sen artık bizimle ilgilenmiyorsun. Hop bey amca, kaçıl da bir kayalım kaydıraktan!
- Arkamda biri mi var? Arda'cım kime sesleniyorsun, evladım?
- Amcaa! Hadi yürü be ya!
- Böhüü, öhü! Evladım bile tanımıyor beni artık. Büyükçekmece'den Sabiha Gökçen'e her gün gide gele evlatlarım beni unutmuş. Ne kadar bedbahtım! Şehnaz'cım bu çocuklar niye böyle?
- Buyurun?!
-Şehnaz'cım bu çocuklara bu aralar pek ilgi gösteremedim. O yüzden çok mutsuzum.
- Gürkan??!
- Efendim, canım?
-Aaaa! Gürkan, n'oldu sana böyle? Saçların beyazlamış..
- Eee, şey evet. (Öhüü, aylardır gece evlere gelip, sabah kuşluk vakti çıkarsan olacağı bu, karım bile tanımadı beni.) Sen de saçlarını mı yaptırdın canım? Çok güzel olmuş!
- Geçen ay uçlarından aldırmıştım! Sus bari!

Perşembe, Mayıs 23, 2013

Bülten




Bundan sonraki yayın hayatımıza Bülten formatında devam etmeye karar verdim. Yetişemiyorum hayatın hızına! İlkokul 1. sınıfta ne oluyor bu kadar çabuk demeyin! Hayat bu göz açıp kapasıya kadar geçip gidiyor. Nisan-Mayıs neler yaşadık neler?

- Ece'nin ve Toprak'ın doğum günlerini kutladık.

- Okuma Bayramı yaptık. Artık sahnelerde boy göstermekten sıkıldım. Seyirci, alkışlar, tebrikler.. Bunlar bana göre değil. Biraz da kendimi matematik, fen gibi konularda yetiştireceğim. (Babam her akşam 'oğlum ders çalış' derken zannedersem böyle bir motivasyona girmemi istiyor. Bilemedim.)

- Babamın okulunda pilav günü varmış. Kuru-pilav yemedik ama dondurma, şeker, çikolata, gazoz vs. ne varsa yedik içtik.

- Bahçe sezonunu açtık ama havuzu daha açamadık.

Görüşmek üzere, nerede ve nasıl yaşatılıyorsan Türkiye! (Reha Muhtar aklıma geldi birden. Nerde kendisi bu arada, hiç sesi çıkmıyor..)

Pazartesi, Nisan 08, 2013

Niye Yazmıyorum?




- Oğlum niye yazmıyorsun? Bişeylere mi kafan bozuldu? Akil adam seçilmedin diye mi bu tavırlar?
- Baba? Sen yoksa bizi artık sevmiyor musun? Niye bloğumuzda eski yazılar duruyor hala?
- Kocacığım, kurabiyeler bayatladı artık, değiştir şu bloğun sayfasını. Yeni cupcake'ler yaptım. Misss gibi oldu.
- Kardeşim, n'oldu sana? Şekerin mi çıktı, fıtığın mı azdı, migrenin mi nüksetti?
- Yok artık!
- EEEE artık söyle be, hepimiz sana bakıyoruz, niye bu blog böyle?
- Şey, cevap yukarıda. Haritaya bi bakın bakiyim! Her gün Büyükçekmece - Sabiha Gökçen arası sabah akşam git gel, 180 KM! En az 3 saatim yollarda geçiyor. "Hasretinden yanmışım, ben sana vurulmuşum, nı nınnı nı.."
- Ay kamyoncuya sardı kocacığım. Bi limon kolonyası getirin çocuklar, açılın bi şöyle!
- Kardeşim! Sana gitme diyeydim! Dur diyeydim!
- Yapma abi!

Çarşamba, Mart 13, 2013

Pınar'ın doğumgünü


- Pınarcık, kaç oldun bakiim?
- Amcacım, Yedi.
- Yemedi daha! Kurabiyeler kırılacak! Hay Allah! Bunları dağıtırken anaokulundaki çocukları sıraya dizin. Tek tek ellerine verin. Kendileri sokmasınlar sepete ellerini. Hepsine birer tane. Erkeklere pembe vermeyin! Kızlara kelebeklilerden paylaştırın.
- N'oluyo Şehnaz Yenge?
- Ben şey. Dün bütün gece bunları rüyamda gördüm. Kurabiyeler kovalıyordu! Sonra üzerindeki kelebekler uçtu filan. Aman bir karışık bişeyler. Siz dikkat edin. Kırılmasınlar.
- Pınarcım, bişey yok. Yengen yetiştireyim derken stres yaptı biraz. Senin ateşin mi var?
- Off yaa! Hep böyle oluyor amcacım. Doğum günlerinde ateşim çıkıyor.
- Bozma moralini. Bak teyzen de süper HelloKitty'li pasta yapmış sana. Akşam yeriz.
- Teşekkürler hepinize. Neden blogda toplu fotoğrafımız yok?
- Koyarız. Merak etme. Öptüm seni.

Doğumgünü mevsimi açıldı


- Haydi hayırlı olsun, mevsim açıldı!
- Babacım bunlar çayda çıra mı?
- Yok kızım! Bunlar annenin kurslara gidip öğrendiği, yapmak için saatlerini verdiği, malzemeler ve hammaddeler için benim koşuşturduğum Kurabiyeler, canım.
- Niyekine?
- Doğum günlerinizde, diş buğdaylarında, milli ve dini bayramlarda, sevgililer gününde, anneler gününde, kabotaj bayramında, yerli malı haftasında vs. yani aklına gelebilecek her türlü vukuatta annen artık kurabiye yapacak.
- Niyekine?
- Oğlum, ben bilmem annen bilir!
- Baba, benim doğum günümde PSP alır mısın?
- Annene söyle PSP kurabiyesi yapsın oğlum. Ben bittim!
- Niyekine?
- Tövbe, tövbe! Oğlum bunlara para mı dayanır? Kusura bakma. Hem oynarsın, hem sıkılınca yersin!

Salı, Şubat 26, 2013

Dörtköşe Mutluluk!


- Baba, Ardalar da kalalım mı?
- Olmaz kızım.
- Lütfeeennnn!
- Tamam canım olur.

- Baba, yarın da kalalım mı?
- Hayır Pınar, Aaa ama!

- Baba, yarın Pınarlara gidip onlarda kalalım mı?
- Ohannes!
- Efendim, babacım?
- Arda oğlum daha onlar bizdeyken bu planları nasıl yapıyorsunuz?
- Baba?
- Hay Babanı! Efendim Ece?
- Selinler de kalsak peki?
- ÇAKAL! Orası kimin evi?
- Amcamların. Ama ben Selin'i çook seviyorum, babacım. Lütfenn!
- ....
- Lütfeeeeynn!
- Böyle içli içli lütfen deyince, insanın içi burkuluyor. Tamam, ama akşam eve dönecez, yarın okul var. Arda Paşa, sen hemen derse otur bakiyim. Sonra, bol bol oyun oynarsınız.
- Ama Babaaa yaa!
- Burkmayın daha fazla beni.
- Gııı, gıı!
- Selin, sen de!

Pazartesi, Şubat 04, 2013

THARaNA & Yeni Nesil mesajlaşma


- Baba?
- Hı?
- Bana cep telefonu alır mısın? Dila'nın, Deniz'in herkesin var. Bana da alır mısın?
- Hayır.
- Neden ama?
- 7 yaşındasın daha. Nasıl mesaj çekeceksin? Hem beynine yazık. Telefonlar çocuklar için zararlı.
- Mesaj çekmek ne demek?
- Karşındakine mesaj yazmak. Bir şey istemek ya da yapmak için bilgi alışverişi.
- Hmmm!
Sonra Arda odasına gider ve elinde yazı tahtasıyla geri döner.
- Baba, annem mesaj gönderdi, ben de yazdım: Tarhana diyor, ister misin diyor?
- Anladım evladım. Şey, ne model olsun telefonun?
- Model ne demek baba?
- Podyumda yürüyen ablalar, Kanal 110 FTV. Pardon! Kafam karıştı. İphone, Samsung filan. Neyse...

Pazartesi, Ocak 28, 2013

Karne mutluluğu


- Babacım!!!
- Efendim oğlum?
- Karne aldık. Hepsi 5 pekiyi!
- Aferin aslanım. Tebrik ederim. İlk karnende hepsinin 5 olması beni çok mesut etti, gözlerim doldu. Ne güzel bir duyguymuş böyle? Meğer insanlar çocuklarını bu yüzden yarış atı yapıyor, ders çalışmaları için baskı ve zulüm uyguluyormuş. Öyle mutlu ettin ki beni yavrum?!
- Baba, nasıl yani?
- Hadi çocuğum sıcağı sıcağına otur bakiyim masana. Ders çalış. Ders! Yayma kendini! Diğer çocuklar şimdiden başlamıştır alfabenin kalan harflerine. Oku!
- Yumuşak Ge nasıl okunur baba gğğhı diye mi?
- Onu geç, önce bildiklerinden başla sonra vaktin kalırsa diğerlerini yaparsın.

- Babacıımm!
- Efendim kızım?
- Bana da anaokulunda karne verdiler. Hepsi gülen surat, ama 2 tane az gülen surat var.
- Ne diyorsun? Nasıl olur? Öğretmenin takmıştır sana benim akıllı kızım! Şehnaz ara bu öğretmeni. Nesi eksik kalmış kızın? Özel hoca tutalım mı bi sor? Off! İçim daraldı. Su getirin! SEN otur ARDA!

Salı, Ocak 15, 2013

Yeni yıl, Yeni Yaş ve kaybedilen bir diş...


Yeni yıla biraz heyecanlı ve biraz da hüzünlü girdik. Yılın ilk haftasında çok sevdiğim alt ön dişim çıktı. Birkaç gün içinde yanındaki de çıkacak. Sadece yoğurt, süt ve çorba içebileceğim söyleniyor. Bir de muz.

Zaten doğuştan diyet yapmış gibi çiroz bir bünyem var. Bunun üzerine verebileceğim bir kilo yok. Acaba takma diş mi taksam? Yenisi çıkasıya kadar kaplama filan mı yapsak? Bilemiyorum. Kendimi yaşlı ve güçsüz hissediyorum.

Bu haller annemde de çıkmaya başladı. Geçen Pazar doğum günüydü. Babam hayırlı olsun Otuz küsur yaşına basıyorsun ne güzel deyince annem bir süre donakaldı. Meğer Otuz küsur-1 zannediyormuş. (Küsuratı siz doldurun annem Otuz'dan sonrasını görmek istemiyor da bir süre) Sonra 'ben o bir yaşı hiç yaşamadım ama...' diyerek baya üzüldü. Annecim, üzülme. En azından dişlerin yerinde. Bana bak! Öhüüü!