Çarşamba, Aralık 19, 2012

Kurabiye

- Annneee! Kantin'den süper acılı sucuklu tost yedim.
- Aferin evladım. Niye çantana koyduklarımı yemiyosun?
- Anne, sen süper acılı sucuklu tost yapmıyosun ki! Sonra yarım metre uzayan yassı şeker aldım. Arkadaşımla yedik.
"Bu ne biçim kantin işletmesi kardeşim. Çocukları ne ile besliyo bunlar?"
- Başka ne yedin, evladım?
- Başka yok, susamıştım; dışarda su
yokmuş, buz gibi su verdi amca. Öhööööö! Koştuktan sonra iyi geldi. Öhöö.
"Allah'ım inanamıyorum"
- Evladım, bak bundan sonra çantana yandaki fotoda gördüğün gibi kurabiyeler yapıp vereceğim. Şekilli, renkli, lezzetli. Olur mu? Kantini unut, çocuğum.
- Süper şekilli yapar mısın? Spiderman, Micheal Jackson gibi mesela.
- Oldu. Öhö şey, tabi canım. Ağ atıp dans eden kurabiyeler yaparım ben sana. Aa de!
İçtin tabi soğuk suları, ateş olmuş 39,5. Yatağa!

Ödev

Eğitim sistemi hakkında yazmamak için zor tutuyorum kendimi. Ama hergün de bişey çıkmaz ki!
Dün, Arda odasında hem ödevini yazıyor hem yüksek sesle okuyordu. Ben de içerden dinliyorumdum. Bir ara coştu!
- İnlet Ata inlet!
- Şehnaz, kimle konuşuyo bu çocuk, telefonu mu aldı?
- İnle Talat inle!
- N'oluyo layn!? Ata inletiyo, Talat'ta inliyosa yamuk bi durum var? Kim bu çocuklar?
- Offf, aşkım! Arda ders çalışıyo.
- Ne biçim ders bu?
- Anne Ela inat etti!
- Ya demiştim ben sana! Bu işin içinde bir cadolozun parmağı olmalı.
- Tan inat etti!
- Yine karıştı ortalık! Tan nerden çıktı evladım? Talat değil miydi inleyip duran Ela için?
- Ela anteni elle!
- Tamam buraya kadar. Şehnaz yarın çocuğun kaydını alıyoruz okuldan. Ben anladım durumu. Arddaa! Gel evladım. Oku: 'Ali gel, topu at'. Ne varsa Cin Ali'de vardı. Yazık oldu!

Perşembe, Aralık 06, 2012

Kuzinler

18 yıl sonra farklı bir yerde,

- Arda abi, bu fotoğraf ne ya?
- Ne var Selin'cim?
- Yüzüme bile bakmamışın, ayıp olmuyo mu?
- Ece'nin eteğine yapışıp kameraya dönmemek ayıp değil de bu mu ayıp?
- Valla bilmem. Yakıştıramadım...
- Heyooo Ece?
- Kim bu cici kız? Pınar mı geldi?
- Herhalde, benim de canım içecek bişeyler istedi.
- Heyoyo canikolar!
- Kim bu güzel sesin sahibi, dışardan geliyo herhalde?
- Ardacım, sana elense çeken delikanlı kız yok artık. Bugün 23 oldum. Gülerim, eğlenirim, okulumu bitirmişim, diplomamı almışım, karşında Doktor Pınar var artık.
Aç bakiim boğazını, AAA! de. Aferin. Sende topuk dikeni var. Merhem yazıyorum, haftada 3 kez saçına sür, 15 dakika sonra yıka. (bi dakka! Ben Tıp doktoru olmadım ki, Ekonomi doktoru olmuştum. Garip bi durum.. Neyse biraz daha konuşayım sonra bu konuyu bi daha düşünürüm) Arda'cım sonra tahvile yatıracağın bonoları saçına sürdüğün boneler ile kapat. Kışın bakıma gerek yok ekonomi zaten hasta. (heh kurtardık durumu)
- Ne istiyosun Pınar?
- Arda, bi koyu kahve yaparmısın, dün finallerin son günüydü, kafam biraz karışık.
- Desene be kardeşim; bir an sana bişey oldu sandım? AL!
- Ohhhh! Arda'cım benim. Gel bi şöyle..
- Yarabbim. Şu sevimliliğin olmasan kızacaktım sana, neyse.
- Arda, boğazına bakarken aklıma geldi, memleket dar boğazda anlıyor musun?
- Ay yine mi başladı? İmdat....
- Bu ne be Arda'cım? Kuzenler ayrı kuzinler ayrı...
- Evet, Ece'cim.

Çarşamba, Aralık 05, 2012

Kuzenler


18 yıl sonra...

- Arda abi, bu fotoğraf ne ya?
- Ne var Toprak'cım?
- Kucağa almışın, ayıp olmuyo mu?
- Parmağını emip kameraya odaklanamamak ayıp değil de bu mu ayıp?
- Valla bilmem. Yakıştıramadım...
- Hüop Ece abla?
- Kim bu sert çocuk? Rüzgar mı geldi?
- Evet bana da bir serinlik geldi sanki.
- Hüoppp dedik, ablaa?
- Kim bu kabadaya narası atan, dışardan geliyo herhalde.
- Eceee, senin kucağında oturan o küçük uslu bebek yok artık. Bugün 18 oldum. Eser, gürler, ortalığı fena dağıtırım. Katrina olurum, Sandy olurum (bi dakka! Bunların hepsi hatun ismi ya. Bu zamana kadar hiç erkek kasırga esmemiş mi? Garip bi durum.. Neyse biraz daha bağrıyım sonra bu konuyu bi daha düşünürüm) Haydar olurum,  Tayfun, Poyraz olurum. (heh kurtardık durumu)
- Ne istiyosun Rüzgar?
- Abla be, bi bardak su ver, boğazım kurudu.
- Hay huyun kurusun! Bi su için bu kadar bağrılırım mı? AL!
- Ohhhh! Canım Ece ablam benim. Gel bi şöyle..
- Yarabbim. Şu sevimliliğin olmasan yiyecektin dayağı, neyse.
- Eceeeee!
- Ay yine mi başladı? İmdat ayol....