Çarşamba, Şubat 08, 2012

Meteoroloji

-1 2 3 Nişan al! Ateş. Anneye hücüm. Kartopu savaşını biz kazanacazz.
- Ardacım, biraz sakin ol.
- Olamam. Gaza geldim. Yılda bir kere kar görüyoruz onu da boş geçemem.
- Ehmm. Haklısın. Anneye ateşşş.
- Babaaa!
- Efendim kızım?
- Ben anneme kadar yetiştiremiyorum, ama.
- Niyet önemli bebeğim, isabet değil.
- Buyur?!
- Yok bişey. Sen at, ya tutarsa.
- Ya kocacım, çok ayıp ediyorsun ama. Çocukları şiddete alıştırıyorsun. Kıpırdamayın, gülün bakiyim, çekiyorum.
- Kartopundan şiddette nasıl geldin, anlamadım?
- Kar buralara yıl da bir düşüyor, peki Doğu illerimizde, Van'da deprem sonrası çadırda yaşayanları hiç düşünüyor musun? Karı keyif, oyun değil de mücadele ve soğuk olarak görenleri...
- Toparlanın çocuklar, eve dönüyoz.
- Ammaaa Baba.
- Annen haklı, kızım. Keyfim kaçtı, offff.
- Unutmadan ekliyim. Artık kılık kıyafet, halı battaniye yerine acil ihtiyaç Van'da yiyecek! Yeteri kadar diğer malzemelerden var ama yemek kıtlığı çok fazla. Bunu biliyor muydun?
- Baba, çukulata alcan mı bak uslu durduk?
- Önüne bak, yürü oğlum. Kargoya yetiştirmem gereken şeyler var. Hadi kuzum...

Cuma, Şubat 03, 2012

Kar'a kış!

İstanbul'a kar yağdı, memlekete kış geldi.

Pazartesi bahçeye çıktık. 5-6 dakika karda oynadık. Ece o akşam öksürmeye başladı. Cuma oldu hala devam. Zannedersin kara yatırdık kızı.
Salı - Çarşamba yollar kapandı. İşe gidemeyince evde tıkıldık.
Balkondan Oğulcan'a kartopu attık. Arda hızını alamadı bahçeye indik. 5 dakika Oğulcan'a kar attık. Akşam, Arda da hasta!
Çocukluğum geldi aklıma. Saatlerce kızak tepesinde kayardık. El- ayak parmaklarımız buz tutardı. Morarmış halde eve gelir sıcacık sobanın yanında çözülürdük. Kızarmış ekmek-tereyağı yedik mi ne hastalık ne öksürük.
Ya yeni nesil dayanıksız, ya hastalıklar inatçı ya da kar daha soğuk. Bilemedim...