Perşembe, Aralık 06, 2012

Kuzinler

18 yıl sonra farklı bir yerde,

- Arda abi, bu fotoğraf ne ya?
- Ne var Selin'cim?
- Yüzüme bile bakmamışın, ayıp olmuyo mu?
- Ece'nin eteğine yapışıp kameraya dönmemek ayıp değil de bu mu ayıp?
- Valla bilmem. Yakıştıramadım...
- Heyooo Ece?
- Kim bu cici kız? Pınar mı geldi?
- Herhalde, benim de canım içecek bişeyler istedi.
- Heyoyo canikolar!
- Kim bu güzel sesin sahibi, dışardan geliyo herhalde?
- Ardacım, sana elense çeken delikanlı kız yok artık. Bugün 23 oldum. Gülerim, eğlenirim, okulumu bitirmişim, diplomamı almışım, karşında Doktor Pınar var artık.
Aç bakiim boğazını, AAA! de. Aferin. Sende topuk dikeni var. Merhem yazıyorum, haftada 3 kez saçına sür, 15 dakika sonra yıka. (bi dakka! Ben Tıp doktoru olmadım ki, Ekonomi doktoru olmuştum. Garip bi durum.. Neyse biraz daha konuşayım sonra bu konuyu bi daha düşünürüm) Arda'cım sonra tahvile yatıracağın bonoları saçına sürdüğün boneler ile kapat. Kışın bakıma gerek yok ekonomi zaten hasta. (heh kurtardık durumu)
- Ne istiyosun Pınar?
- Arda, bi koyu kahve yaparmısın, dün finallerin son günüydü, kafam biraz karışık.
- Desene be kardeşim; bir an sana bişey oldu sandım? AL!
- Ohhhh! Arda'cım benim. Gel bi şöyle..
- Yarabbim. Şu sevimliliğin olmasan kızacaktım sana, neyse.
- Arda, boğazına bakarken aklıma geldi, memleket dar boğazda anlıyor musun?
- Ay yine mi başladı? İmdat....
- Bu ne be Arda'cım? Kuzenler ayrı kuzinler ayrı...
- Evet, Ece'cim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.