Çarşamba, Aralık 19, 2012

Kurabiye

- Annneee! Kantin'den süper acılı sucuklu tost yedim.
- Aferin evladım. Niye çantana koyduklarımı yemiyosun?
- Anne, sen süper acılı sucuklu tost yapmıyosun ki! Sonra yarım metre uzayan yassı şeker aldım. Arkadaşımla yedik.
"Bu ne biçim kantin işletmesi kardeşim. Çocukları ne ile besliyo bunlar?"
- Başka ne yedin, evladım?
- Başka yok, susamıştım; dışarda su
yokmuş, buz gibi su verdi amca. Öhööööö! Koştuktan sonra iyi geldi. Öhöö.
"Allah'ım inanamıyorum"
- Evladım, bak bundan sonra çantana yandaki fotoda gördüğün gibi kurabiyeler yapıp vereceğim. Şekilli, renkli, lezzetli. Olur mu? Kantini unut, çocuğum.
- Süper şekilli yapar mısın? Spiderman, Micheal Jackson gibi mesela.
- Oldu. Öhö şey, tabi canım. Ağ atıp dans eden kurabiyeler yaparım ben sana. Aa de!
İçtin tabi soğuk suları, ateş olmuş 39,5. Yatağa!

Ödev

Eğitim sistemi hakkında yazmamak için zor tutuyorum kendimi. Ama hergün de bişey çıkmaz ki!
Dün, Arda odasında hem ödevini yazıyor hem yüksek sesle okuyordu. Ben de içerden dinliyorumdum. Bir ara coştu!
- İnlet Ata inlet!
- Şehnaz, kimle konuşuyo bu çocuk, telefonu mu aldı?
- İnle Talat inle!
- N'oluyo layn!? Ata inletiyo, Talat'ta inliyosa yamuk bi durum var? Kim bu çocuklar?
- Offf, aşkım! Arda ders çalışıyo.
- Ne biçim ders bu?
- Anne Ela inat etti!
- Ya demiştim ben sana! Bu işin içinde bir cadolozun parmağı olmalı.
- Tan inat etti!
- Yine karıştı ortalık! Tan nerden çıktı evladım? Talat değil miydi inleyip duran Ela için?
- Ela anteni elle!
- Tamam buraya kadar. Şehnaz yarın çocuğun kaydını alıyoruz okuldan. Ben anladım durumu. Arddaa! Gel evladım. Oku: 'Ali gel, topu at'. Ne varsa Cin Ali'de vardı. Yazık oldu!

Perşembe, Aralık 06, 2012

Kuzinler

18 yıl sonra farklı bir yerde,

- Arda abi, bu fotoğraf ne ya?
- Ne var Selin'cim?
- Yüzüme bile bakmamışın, ayıp olmuyo mu?
- Ece'nin eteğine yapışıp kameraya dönmemek ayıp değil de bu mu ayıp?
- Valla bilmem. Yakıştıramadım...
- Heyooo Ece?
- Kim bu cici kız? Pınar mı geldi?
- Herhalde, benim de canım içecek bişeyler istedi.
- Heyoyo canikolar!
- Kim bu güzel sesin sahibi, dışardan geliyo herhalde?
- Ardacım, sana elense çeken delikanlı kız yok artık. Bugün 23 oldum. Gülerim, eğlenirim, okulumu bitirmişim, diplomamı almışım, karşında Doktor Pınar var artık.
Aç bakiim boğazını, AAA! de. Aferin. Sende topuk dikeni var. Merhem yazıyorum, haftada 3 kez saçına sür, 15 dakika sonra yıka. (bi dakka! Ben Tıp doktoru olmadım ki, Ekonomi doktoru olmuştum. Garip bi durum.. Neyse biraz daha konuşayım sonra bu konuyu bi daha düşünürüm) Arda'cım sonra tahvile yatıracağın bonoları saçına sürdüğün boneler ile kapat. Kışın bakıma gerek yok ekonomi zaten hasta. (heh kurtardık durumu)
- Ne istiyosun Pınar?
- Arda, bi koyu kahve yaparmısın, dün finallerin son günüydü, kafam biraz karışık.
- Desene be kardeşim; bir an sana bişey oldu sandım? AL!
- Ohhhh! Arda'cım benim. Gel bi şöyle..
- Yarabbim. Şu sevimliliğin olmasan kızacaktım sana, neyse.
- Arda, boğazına bakarken aklıma geldi, memleket dar boğazda anlıyor musun?
- Ay yine mi başladı? İmdat....
- Bu ne be Arda'cım? Kuzenler ayrı kuzinler ayrı...
- Evet, Ece'cim.

Çarşamba, Aralık 05, 2012

Kuzenler


18 yıl sonra...

- Arda abi, bu fotoğraf ne ya?
- Ne var Toprak'cım?
- Kucağa almışın, ayıp olmuyo mu?
- Parmağını emip kameraya odaklanamamak ayıp değil de bu mu ayıp?
- Valla bilmem. Yakıştıramadım...
- Hüop Ece abla?
- Kim bu sert çocuk? Rüzgar mı geldi?
- Evet bana da bir serinlik geldi sanki.
- Hüoppp dedik, ablaa?
- Kim bu kabadaya narası atan, dışardan geliyo herhalde.
- Eceee, senin kucağında oturan o küçük uslu bebek yok artık. Bugün 18 oldum. Eser, gürler, ortalığı fena dağıtırım. Katrina olurum, Sandy olurum (bi dakka! Bunların hepsi hatun ismi ya. Bu zamana kadar hiç erkek kasırga esmemiş mi? Garip bi durum.. Neyse biraz daha bağrıyım sonra bu konuyu bi daha düşünürüm) Haydar olurum,  Tayfun, Poyraz olurum. (heh kurtardık durumu)
- Ne istiyosun Rüzgar?
- Abla be, bi bardak su ver, boğazım kurudu.
- Hay huyun kurusun! Bi su için bu kadar bağrılırım mı? AL!
- Ohhhh! Canım Ece ablam benim. Gel bi şöyle..
- Yarabbim. Şu sevimliliğin olmasan yiyecektin dayağı, neyse.
- Eceeeee!
- Ay yine mi başladı? İmdat ayol....

Cuma, Kasım 30, 2012

Kışı ararken...

Bu sene kış gelmeyecekmiş! Kışı pas geçip bahara kavuşacakmışız. Hep hayalimdi ama küresel ısınma buna neden olunca biraz buruk karşıladım bu haberi.

Babam da madem kış gelmiyor biz ona gidelim dedi. Geçen hafta İridağ'a gittik. (Ece, Uludağ diyemiyo, İridağ diyo)

Kar yoktu, hatta hava günlük güneşlikti. Isınma küresel olduğu için buralarda etkilenmiş demek ki.

Biz de tadını çıkardık. Napalım?

Çarşamba, Ekim 17, 2012

Arda 7 yaşında

Canım Oğlum,
Bu mektubu okumana artık çok az zaman kaldı. Umarım birkaç ay içinde öğretmenin size okuma ve yazmayı öğretir.
(Bu sistemle devam ederlerse ortaokuldan önce zor gibi geliyo ama hadi neyse konu bu değil)

Artık 7 yaşındasın. Bazı konularda senden beklentilerimiz olacak. Sorumlulukların biraz daha artacak:

Öncelikle, okulda küfür eden, tekme tokat atan arkadaşlarından bi uzaklaş. Çete kurup kantine dalmayın. Küçükleri dövüp büyüklere arkadan çelme takmayın. Sen yapmazsın biliyorum ama arkadaş bu, aklını çelebilir.

Sonra, Ece ile aranızdaki oyuncak paylaşma sorununu artık bi çözün. Sürekli bağrışıp kavga etmeyin.

Bir de bu bloğu artık al benden. Kendi bloğunu kendin yaz. Ne bileyim, site kur, alışveriş ya da paylaşım siteleri gibi bişeyler yap. Kazandığın para ile koleje filan yazıl!

Artık 7 yaşındasın. Kocaman adamsın. Kendi doğrularını birgün bulacaksın. (Umarım geç kalmazsın)

Seni çok seviyoruz. Bunu hergün birbirimize söylüyoruz, ama unutmaman için not düşeyim istedim. Eğer çok zorlanırsan hayatta yukardaki fotoğrafa bak. Hepimiz gülüyor ve seni çok seviyoruz.

İyi ki doğdun oğlum.

Salı, Ekim 09, 2012

Çok komiksin abi bea!

- Bak şimdi sana bi fıkra anlatim mi?  Şimdi Laz bi bebek bi gün markete gitmiş...
- Ne diyosun oğlum sen ya? Nerden biliyosun Laz'ı, marketi?
- Arda abi, dur bi fıkrayı bitirim, Allah Allah.
- Ardacım sus! Toprak bişey anlatıyo..
- Kardeşim bu da babası gibi susmuyo ama çok şirin. Hep bi fıkralar hep bi hikayeler bu ne yaa? İlgi odağı oldu yumurcak.
- Kıskanma abişko!
- Ne diyon len, daha 6 aylık bebekken başladın konuşup posta koymaya! Büyünce canımıza okur bu valla.
- Ardaaa, SuS diyorum! E Toprak, sonra?
- Üfff unuttum bea. Bak 'bea' diyince aklıma geldi. Trakyalı bi tesisatçı varmış, kapıyı çalmış, 'Açın bea düştük' demiş.
- Nerden?
- Ne bileyim bea? Bu kadar hatırlıyom herşeyden, Daha 6 aylığız bea!

Pazartesi, Ekim 08, 2012

Selin 1 yaşında

- Abidin! Nasıl çizemedin o resmi? Bak şimdi anlatayım. Bir yuvarlak çiz, içine 2 yuvarlak göz, bir burun bir ağız çiz. Yanlara kulakları koy, küçük olsun. Kafasına pembe bir bant tak. Üstüne tüllü püsküllü bir elbise çiz. Bak bakim uzaktan. Ne bu?

İşte sana mutluluğun resmi.

Yandakine benzer bir fotoğraf da mı hayal edemedin Abidin?

Pazartesi, Ekim 01, 2012

Koçların saltanatına son!


 -Evvet, nerde kalmıştık Arda abicim?
-Selin'cim, şimdi bu hafta senin, sonraki hafta benim doğum günüm. Ekim ayı bizim ayımız kardeşim.
- Abicim, tamam ama Nisan ayında Ece'yle amcamın doğumgünleri var. Durum berabere.
- Olsun.
- Arda, beni de alın. Ben de Terazi olayım, geçelim onları, olur mu?
- Olmaz Pınar. Çok isterdik ama sen Balıksın. hmm. Şenay yengem sayılır mı? Ben onunla aynı gün doğmuştum.
- Olabilir. Ece mızıkmazsa ama.
- Onu bana bırakınnn!
- Selin!? Nasıl konuşuyorsun?
-Öndeki 2 dişimle ısırırım. Ben geldim, Ece'nin en küçüklük saltanatını kaptım.
- Sus kardeşim. Duymasın.
-Tammmam. kırt!
.....
- Annnneee! Selin kolumu ısırdı.
- Ece, ama o küçük kardeşin yavrum. Bilmeden yapmıştır.
- .....
- Ama bak gülüyo.

Perşembe, Eylül 20, 2012

Eğitim konusu devam

Eğitim hayatım boyunca -geçen haftadan beri- şunu farkettim: Bu sistem böyle işlemez! Aralık sonuna kadar bize 'e' ve 'a' harflerini öğreteceklermiş! 2. dönem okumayı öğrenecekmişiz.
Şaka sandım önce. 3 ayda 2 harf öğret, sonraki 3 ayda okumayı. Bu kesinlikle kabul edilemez. Sonraki 3 ayda biz nasıl 'j'yi 'ğ'yi öğrenebiliriz ki? İkisi sadece 6 ay sürer.

Bakın size önerimi söylim:
Tamam ilk 3 ay sizin istediğiniz gibi 'a' ve 'e'leri öğrendik.
Sonraki 3 ayda en fazla 6 kolay harf daha. Bitti! Yeter. Kalanını lütfen 2. seneye. Büyük harfleri de 3. sınıfta öğrenelim.

Aşağıda Milli Eğitim'e yazdığım bu konudaki dilekçeyi bulabilirsiniz.

<<<<<<< >>>>>>
/////////////////
\\\\\\\\\\\\\\\\\

Çarşamba, Eylül 19, 2012

Eğitim Camiasına katkı


Milli Eğitim'de bu sene değişiklikler yapılmış:  4+4+4 sistemine geçmişiz. Dörtlerin aralarında bulunan '+'larda kesinti olabilecekmiş.

Ben şahsen bu araları beğendim. İlk dörtten sonra 2 sene oyun oynamak istiyorum. Kesintisiz. Sonraki dörtten sonra birkaç sene spor, kızlar filan. Böylece üniversiteye 20-25 yaşlarında girip 6 sene Tıp, sonra 2 sene uzmanlık filan yaparsam, kesintisiz, 30 olmadan doktor olabilirim.

Bunu düşünen büyüklerimiz, o yüzden 5 yaşındaki kardeşleri benim yanıma oturtmuş olabilir. 'Örtmenim, kardeş, pardon arkadaşım susamış, bi de çişi gelmiş! Kendisi niye mi söylemiyo? Emzik varken nasıl konuşsun örtmenim, çok hoşsunuz?!'

Cuma, Ağustos 31, 2012

El yapımı kitaplık

Bunu biz yaptık.
(Aslında ben yaptım ama babama ayıp olmasın diye öyle söylüyorum. Babam sadece tahtaların ve vidaların parasını ödedi, eve taşıdı, zımpara, montaj filan yaptı hepsi bu. Kalan tüm işi ben yaptım.)

Nasıl mı yaptık?
'Gürkan'cım çocuklar okula başlıyor, kitapları koyacak bişeyler lazım' dedi annecim. Sonra ben ağladım, ağladım.

Babam, tüm mobilyacıları dolaşıp uyduruk kitaplıklara 400 DPB  (tedavülde bu aylarda Dondurma Para Birimi DPB var) istediklerini duyunca 'Hay bin kunduz, ben bunu 150 DPB'ye yaparım dedi. Ben ağladım, ağladım.

Sonra ta tata taaaa! Açılış pozumuz yanda. Kim yapmış?
Ben! Ece, Dünyalar Güzeli Tinker Bell!
Arda mı yapmış, ben sadece poz mu vermişim? Ağlarım, Annneeeee!

Pazartesi, Ağustos 27, 2012

Ece'nin fotoğrafçılığı


Uzuuun bir tatil yaptık. Bayram sonrası 3 günü de izin alınca 9 gün evde dinlendik. Cumartesi akşamı Mustafa'nın parkına gittik. Sahile yeni oyuncaklar getirmişler. Gemi filan var. Dümeni, tırmanma ipleri var. Bizimkiler önce kalabalığı görünce çekindiler. Ece telefon ile çekim yaptı. Arda fotodaki gibiydi. Tepemden inmedi. Sonra sakinleşip parkta oynadılar. Anneleri kına gecesine gitmişti. Akşam yemeğini mısır patlağı, koçan mısır, kuruyemiş ve tuzlu fıstık yiyerek geçiştirdik. Fasülyenin yüzüne bakmadılar. Eve dönerken mutluydular....  Pazartesi sabahı benim işe gittiğimi öğrenince Arda 'babamda herşeye kızıyordu iyi olmuş' demiş! KERETA! Tepemde gezerken böyle demiyordun. Akşama eve gelince bir konuşalım bu konuyu.


Pazartesi, Ağustos 13, 2012

Deniz, kum, güneş, simit

Plaja gittik. Silivri - Semizkumlarda nostalji yaptık. Denize kolluksuz girdik. Ramazan dolayısıyla sahil boştu, şemsiyeler boştu, mide boştu.

Uzaktan bir simitçi yaklaştı. Ömrümde bu kadar lezzetli simit yemedim. Babam birer tane aldı. 2 dakikada bitti. 'Bi dane daha yok mu, babacım?' Yok. 5 dakika sonra başka bir simitçi geldi. Aynısından mı diye sordu babam. 'He!?' dedi simitçi. Birer simit daha yedik. O da çok güzeldi. Karnım doydu.

Yaz bitmesin Allah'ım. Amin.

Pazartesi, Temmuz 30, 2012

Ya benimsin Ya Toprağın!

- Arda, Toprak benim yiğenim!
- Hayır Ece, benim!
' Bunlar kim acaba?! Benim ismimi söylüyorlar ama kim bunlar bilmiyorum. Annemi istiyorum. Süt, süt çekti canım. Hergün aynı şeyi içmekten usanmadım. Bilmiyorum. Annnecim.'
- Ece, Toprak benim yiğenim!!
- Bööööğ, bak beni seviyor, cici Toprak!
' Anne, Annnneeeee, korkmaya başladım. Uzun saçlı olan ısırcak beni.'
- Eceeeee! Bağırma bebeğin dibinde!
' Annne, nerdesin? Ağlasam mı? Duyar mı? Dur biraz şirinlik yapayım bunlara da beni yemesinler. Agu, gugu! Aguucukk!'
- Ay, Şenay Yenge, bak Toprak bize güldü.
- Hanimiş benim cici Toprağım?!
'Ohhh, hele şükür. Annneee bea, kurtar beni bunlardan. İmdattt!'

Çarşamba, Haziran 27, 2012

Kolluk devri bitiyor

Allah kolluk güçlerimize zeval vermesin. Fakat bizim kolluklardan aldığımız güç ve destek artık sona ermek üzere. Bu yaz bitmeden desteksiz yüzme, dalma, atlama, dibe batıp çıkma olayını bitirmiş olmayı umuyoruz. Biraz su yutabiliriz, hatta, panikleyip sağa sola saldırabiliriz ama niyet önemli gerisi boş.

Perşembe, Haziran 14, 2012

Güneş Yanığı!

01 Haziran, yaz geldi. Tam gününde geldi.
10 Haziran, havuz açılış partisi yapıldı. Tam zamanında yaptılar.
13 Haziran, sabahtan akşama kadar havuzdaydık.
Tam fotoğraftaki gibi kırmızı surat olduk. Eskiler Şopara dönmüşünüz derdi. Yeni nesil büyükler ayıp olur diye söylemiyor.
14 Haziran, havuz yasak. (Bayağı geç kalmıştınız. Bizim suçumuz ne?)

Pazartesi, Haziran 11, 2012

Bencil Dev!

, Bencil Dev- Gidin bahçemden, gidin diyorum size! Terkedin bahçemi, yanlız bırakın beni!
Koro - Bencil dev, sen göreceksin gününü, kışı getirdik sana, al!
- Üşüyorum, aman Yarabbim, her yanım buz oldu. Kalbim taş kesildi. Sevgisiz nasıl yaşarım ben? Nayır!
- Abi, bişey oldu Arda'ya. Ayarları bozuldu galiba.
- Nayır gelmeyin üstüme, gelmeyin. Ben Deli Gadir, Gaçılın ulennnn!
- Anammm,
- Annneeecim, annecim,
- Ciyk, ciyk.... (koşturmaca, kaçışmaca)
bir süre sonra...
- Arda, oğlum, iyimisin?
- Örtmenim, N'oldu bana? Niye yerdeyim?
- Biraz fazla kaptırdın kendini rolüne Arda'cım... şey,
- Örtmenim, arkadaşlarım nerde, veliler nerde? Naptımmm ben Yarabbimmm!
- Ay yine bişeyler oluyo çocuğa, ayol su getirin!
............
- Bi daha çocukları yılsonu piyesine sokmayacağım diye yemin vermiştim Şehnaz'cım. Bak yine aynısı oldu. Yine koptu gitti oğlan.
- Offff of. Biliyorum, napalım? Gel oğlum, eve gidelim.
- Görmüyorummmm, aghaaa!
- Sus şimdi çarpacam milletin yanında, tüm imaj darmadağın olacak!

Pazartesi, Mayıs 28, 2012

Tapirim

 Arda bu ara hayvanlar alemine daldı. D&R'daki tüm hayvan kitaplarını satın alıyoruz, yetmiyo Remzi Kitapevi'ndekileri de topluyoruz. Bu kadar kitap bi işe yarayacak mı bi bakayim dedim. Dün Çatalca'ya pikniğe gittik.

Heyecandan sağa sola koştu, sonra ilk görüdüğü ağaca tırmanmaya çalıştı garibim. Eline kıymık battı. Ağladı, sonra hemen susup elini yaladı. O arada yerde minnacık bir kurbağa gördük. 'Babaa, koş bak yaprak kurbağa'sı, korkma zehirsiz bişey yapmaz.'dedi.

Helal olsun sana Aslan'ım. Paracıklar boşa gitmemiş. Yakında balık avına bile çıkarız.

Çarşamba, Mayıs 02, 2012

Baker!

Uzaya giden ilk maymun geldi aklıma birdenbire. Baker adındaki bu dişi maymun acaba etrafında neler döndüğünün farkında mıydı?

Sonra birden kendime geldim! Ne arıyordum burada, ne işim vardı? Gerçek ve sürreal dünya arasında Araf'ta biryerde, folyodan bir robotun ardında, kime bakıyordum? Yanımdaki yeşil yaratıklar, uzaylı mı, UFO'mu yoksa dost mu? Arkamdaki kara tahtanın derinliklerinde birileri beni mi arıyor? O nasıl Dünya öyle, Jupiterden büyük?! Galaksimiz bile acaip, Güneş ortada kalmış bir garip.

Güneş Öğretmenimm!!!!   Tuvalete gidebilir miyim? Karnım ağrıyo, uzay tuttu herhalde.

Organ ik tarım

Elimdeki sarı saplı küçük küreğe bakıp da yanlış anlamayın. Karamela sepeti filan değilim. Kompozisyon gereği böyle poz vermemizi istediler, durduk. Ortama uyum sağladık, zaten biraz asabi bakmışım.


Bu tür işler bana biraz küçük kalıyor. 4-5 yaş sınıfı için olabilir ama bizim gibi büyük sınıf öğrencilerine daha komplike işler lazım. Topraksız tarım mesela. Bu ara bu konuda bir yatırım düşünüyorum. Ya da organik çilek, muz, salatalık...

Muz dedim aklıma geldi. Anneee, bir muz soyar mısın oğlusuna? Hadi canım annem.

Pazartesi, Nisan 30, 2012

Gitar dersleri

Hocam, şimdi bu parmaklar ile nasıl arpej yapabilirim? Siz Mi telinin akordunu bir yapar mısınız, sonra istediğiniz bir parçayı söyleyin yeter. Nothing Else Meters, bravo! Tebrik ederim. Kaç meters? Nothing Else Matters olmasın sakın? Tamam okumam yazmam yok ama müzik konusunda çok hassasım, bilesiniz. Tersten Smoke on the Water'ı bile çalabilirim. Darrd, dard dard, dart dard da dart, dart dart dart da darrrrtttt. ağzımla yaptım, gitar ile daha basit bi kere. Ver bak.     


Uçurtma

Baharın gelişini artık daha iyi anlıyoruz. Çocuklar büyüyor, eve kapanma dönemleri daha azalıyor. Arda, tüm Pazarı uçurtma uçurarak, scooter tepesinde geçirdi. Ece koşmaktan yoruldu, kenarda çimlerin üzerine oturduk. Büyükçekmece göl kenarında hava tertemiz, bulutsuz ve çok rüzgarlıydı.

Çarşamba, Nisan 25, 2012

Minişler

Fanfiş, ciciş, içiş olarak adlandırılmak nasıl bir duygu acaba? Ben 'Ayşe Teyze'nin fanfişiyim', derken 'kartvizit sahibi yakinimdir.' demiş gibi oluyo insan acaba?  Bir de gizlice cepten araklanan fotoların, nasıl medyaya dağıltıldığı sorusu var aklımda?

Bunları düşünürken cebimdeki fotolara bakıyordum. Yanda Ece'nin aynaya karşı verdiği pozu buldum. Sustum pustum. Büyük konuşmamak lazım.

Çocuk yetiştiren ebeveynlerin çok dikkatli olmaları ve çocuklarına her dakika göz kulak olmalarını rica ederim.

 Nerede kalmıştık..?  Minişler aslında çok kötü varlıklar değildir herhalde, diil mi Ece'cim?

Salı, Nisan 24, 2012

Tişörtüm var.

Artık benim de bir tişörtüm var. Geçen gün LCW mağazasını gezerken gördüm. Çok mutlu oldum.

http://www.lcwaikiki.com/model.aspx?modelId=1613549&optionId=364921

Pazartesi, Nisan 16, 2012

Nisan geldi erikler açtı

-Babaaa!
- Efendim kızım?
- Bizi ihmal ediyorsun di mi? 1 aydan fazla hiçbişey yazmıyoruz buraya. Niye?
- Haklısın kızım. Nisan gelmiş. Her Nisan yaptığımız gibi 'Etkinlik Takvimi' yapmamız gerekiyordu.
-Olur. 14 Nisan Ece'nin doğumgünü.
- Bravo aklına ilk gelen kendi doğumgünün.
- Evet. Bir de Bıdbıd'ın.
- O kim?
- Torunun. Oyuncak bebeğimin ismi. Kızım o benim.
- Başka?
- Serhat Dayı'm, Bilgen Ablam ve Senin de doğumgünün.
- Ne aldın bana?
- Muccchhk!
- Bayıldım. Ama her bahar başlangıçlar gibi bitişleri de getirdi yine.
- Ne oldu?
- Çok sevdiğin annenin Harun Amca'sı vardı ya, melek oldu artık.
- Dua okuyim mi?
- Tabi ki Ececim.
- Baba, ben artık 4 oldum. Bundan sonra ablan olcam diil mi?
(offf 38 olmuşum, demek. Nisanları sevmiyorumm.)

Çarşamba, Mart 14, 2012

Nazar

Pınarcım doğumgününde prensesler gibiydi. 'Hürrem gibi oldum mu amcacımm?' Canım benim, on basarsın. Ancak, nazar kötü bişey. Yandaki karenin çekilmesinden 1 saniye sonra mum saçına geldi. Ben görmedim. Ama anlık dikkat eksikliği hepimizi korkutmaya yetti. Tabi ki bişey olmadı. Ne bileyim? Ben pek sevmiyorum mum, maytap, havayi fişek, tabanca, tüfek,  vs. ateşli kutlamaları. Şeytanın işi ne? Doldur dur.
Bu arada Pınar'ın başının üzerindeki beyaz ayak ta kiminmiş? Hanimiş benim Selin'imin ayacığı.. Evimizin Rtükünden yayın yasağı olduğu için hala görüntü veremiyoruz dış dünyaya. Malum. Yukarıdaki konu başlığımız neydi?


Tam 5 oldum

- Pınarrr! Sen üçbuçuk yaşındaymışın diyorlar!
- Hayır, Ececim. Tam beş yaşında oldum.
- Kızım beş bitti. Altıya bastın.
- Hayır anne, sen bilmiyorsun. Tam beş oldum diyorum.
- Pınarrr! Dörtbuçukmuşun, öyle diyorlar.
- Anne ya, Ece'ye bişey söyle. Öğğüüü, ben tam beşim diyorum.
- Pınarrrr!
- Kızım, sus ablanı ağlatma.
- Anneee! sen otuzüçbuçukmuşun. Öyle diyorlarrr.

Çarşamba, Mart 07, 2012

Dünya Kadınlar Günü

Bir kadın, aslında hiç 1 olmuyor:
Eş, Sevgili, Arkadaş, Sırdaş,
Anne, İlk sevgili, bakan, gözeten, kollayan, ağlayan, sevinen,
Kız evlat, yaşlanınca dayanak,
Abla, Dost,
Görümce, Elti, Yeğen, Kuzen, Hala, Yenge, Teyze.
Etti mi sana 20! Bunlar aklıma gelen. Toplasan bir tümen.
İmzayı sevdiğin bir kadınla beraber attığını sanıyorsun. O bir kadın, hiç 1 olmuyor. 

Dayı Sevgisi

Serhat Dayı, bizim için biraz 'Ankara'dan abim geldi' şarkısı gibidir. Ben onu çok severim. Ece kardeşim de her seferinde gidip onun kucağında yatar. Geçen gün geldiklerinde abartıp üstünde uyumuş. İkisi sürekli birlikte uyurlar. Ece başka zaman uyumaz.

Gökhan Amcam da geldiğinde yemeklerden sonra 'dur bi uzanayım şöyle' der, yatış o yatış. Herhalde bizim evde Çeçe sineği olabilir.   

Çarşamba, Şubat 08, 2012

Meteoroloji

-1 2 3 Nişan al! Ateş. Anneye hücüm. Kartopu savaşını biz kazanacazz.
- Ardacım, biraz sakin ol.
- Olamam. Gaza geldim. Yılda bir kere kar görüyoruz onu da boş geçemem.
- Ehmm. Haklısın. Anneye ateşşş.
- Babaaa!
- Efendim kızım?
- Ben anneme kadar yetiştiremiyorum, ama.
- Niyet önemli bebeğim, isabet değil.
- Buyur?!
- Yok bişey. Sen at, ya tutarsa.
- Ya kocacım, çok ayıp ediyorsun ama. Çocukları şiddete alıştırıyorsun. Kıpırdamayın, gülün bakiyim, çekiyorum.
- Kartopundan şiddette nasıl geldin, anlamadım?
- Kar buralara yıl da bir düşüyor, peki Doğu illerimizde, Van'da deprem sonrası çadırda yaşayanları hiç düşünüyor musun? Karı keyif, oyun değil de mücadele ve soğuk olarak görenleri...
- Toparlanın çocuklar, eve dönüyoz.
- Ammaaa Baba.
- Annen haklı, kızım. Keyfim kaçtı, offff.
- Unutmadan ekliyim. Artık kılık kıyafet, halı battaniye yerine acil ihtiyaç Van'da yiyecek! Yeteri kadar diğer malzemelerden var ama yemek kıtlığı çok fazla. Bunu biliyor muydun?
- Baba, çukulata alcan mı bak uslu durduk?
- Önüne bak, yürü oğlum. Kargoya yetiştirmem gereken şeyler var. Hadi kuzum...

Cuma, Şubat 03, 2012

Kar'a kış!

İstanbul'a kar yağdı, memlekete kış geldi.

Pazartesi bahçeye çıktık. 5-6 dakika karda oynadık. Ece o akşam öksürmeye başladı. Cuma oldu hala devam. Zannedersin kara yatırdık kızı.
Salı - Çarşamba yollar kapandı. İşe gidemeyince evde tıkıldık.
Balkondan Oğulcan'a kartopu attık. Arda hızını alamadı bahçeye indik. 5 dakika Oğulcan'a kar attık. Akşam, Arda da hasta!
Çocukluğum geldi aklıma. Saatlerce kızak tepesinde kayardık. El- ayak parmaklarımız buz tutardı. Morarmış halde eve gelir sıcacık sobanın yanında çözülürdük. Kızarmış ekmek-tereyağı yedik mi ne hastalık ne öksürük.
Ya yeni nesil dayanıksız, ya hastalıklar inatçı ya da kar daha soğuk. Bilemedim...

Cuma, Ocak 20, 2012

It's good to be or not to be.

Evvel zaman içinde bir güzel kız yaşarmış memleketin birinde. Herşeyin, herkesin emrine amade olduğu bu kız, yaşadığı yerleri de güzelleştirirmiş. Babası ve annesi onu çook çok severmiş.  Bir gün kız çok hastalanmış. Günlerce ateş içinde yatmış, öksürmüş aksırmış, karnı ağrımış. Abisi, annesi ve babası da hasta olmuş. Fakat hiçbiri güzel kız kadar Cazgır değilmiş. 3,5 yaşında bir kız çoçuğu hiç 'Gidin burdan, ışıkları kapatın, susunnn, başım ağrıyorrr!' diye bağırır mı? Allah sabır versin hepimize. Bir iyileşsen de hepimiz kurtulsak, Ececim. Br haftadır yordun valla...

Pazartesi, Ocak 09, 2012

Korku filmi

- Annneee, çiş!
- Kızım gitsene kendin.
- Orda canavar var, ışığı yakar mısın?
- Yok. Git işim var.
- Buraya yapam mı?
- Yuh! Bekle kızım, geliyorum.
- Annne, bittti!
- Tamam kızım, sifonu çek elini yıka.
- Dinazorlar beni yer mi?
- Yemez.
- Ya yerse.
- Onlar çok uzun zaman önce öldü kızım. Kimseyi yemez.
- Canavarlar?
- Onlar sadece çizgi filimlerde olur.
- Arda!
- Efendim?
- Annne yaaa, Arda beni hep korkutuyo yaa! Öcü yapıyoo.
- Oğlummm, gel bakiiyim buraya bi saniye.
- Woooaaaavvv!
- Woav ha? Gelsene sen buraya!
- Anne, korkutma beni yaaa. İmdat yaaa!

Arı Maya

- Ardacım, 2012 geldi. Ne diyosun abicim?
- Mayalara  kafam fena halde takılmış vaziyette. Şimdi bu sene dünyanın sonuysa, artık okula filan gidemiyeceğiz demek.
- Nasıl yani?! 3 gün de mi gidemiyecem? Gelecek sene 5 gün gidecektim hani.
- Evet, Ececim. Hiç okula gidemiyecez.
- Oleyyyyy.
- Hoppala. Noldu şimdi?
- Çok sevindim Ardacım. Okul yok, ödev olmayacak.
- Bence çok sevinme.
- Neden ama?
- Çukulata da olmayacak, Tinker Bell, Barbie,  çizgi filimler de olmayacak.
- Öğğü!
- Ağlama, bir yolunu buluruz. Demir Aslan ve Demir Adam bu işi çözer.
- Babam ile amcam Mayaları döver mi?
- Tabii ki..
BABBBBBAAAAAA!