Pazartesi, Ekim 17, 2011

1 yaş daha yaşlandık

Bu doğumgünüm ömrüm boyunca yaşadığım doğum günlerinin içinden en hasılatı bol olanıydı diyebilirim. Aşağıya envanter çıkardım. Ececim bak buraya yazıyorum haftaya 1 eksik çıkarsa bozuşuruz ona göre: 2 adet büyük boy Gormiti Lordu, 1 adet Türkçe konuşan Spiderman (Mart'tan beri istiyordum, nihayet insafa geldiler. Türkçe'si biraz Çin aksanlı ama olsun, ağa filan fırlatıyor.) Boya kalemleri, tekstil ürünleri, ropdöşambır (bu kelimeyi söyleyebileceğime ben bile inanmıyorum), 1 adet üstten misket koyup çeşitli yollardan geçerek aşağıda düşen mekanizma kurmaca oyuncağı, 62 adet balon (hepsini Sinem ve Serhat şişirmiş, avurtları kas yapmış, canlarımm.)
Ece'ye de nedense bir sürü oyuncak geldi. Barbiler, kalemler, pusetler, haute couture kıyafetler, birsürü bişey.
Hatta, bu sene de Şenay Yengem ile aynı güne denk geldi doğumgünüm. O yüzden 2 pasta var. Hepsini fotoda görüldüğü üzere ben üfledim. Ece yine ağladı.

Cuma, Ekim 14, 2011

Kavalcı köyün fareleri

Do minor çalıyoruz arkadaşlar. 1,2 1,2. Şimdi!
Düt dütürü düt...
Ece, lütfen Allegro, ritmi bozma. Bir daha arkadaşlar.
Düt düttttürü gıyk düt..
Eceeeeee! Do minor dedim Si'den başlıyorsun. Allegro diyorum Moderato çalıyorsun.
"Annneeee! Arda bana alegro diyo. Küstüm sana Arda. Pınarcım gel seninle Alibabayı çalalım. Adagio'dan gir bakalım..."
"Yengeee, Ece bana kötü söz söyledi.."
'Off Şehnaz, erken mi yazdırdık çocukları müzik dersine?'

Güneşli günler neşeli gülüşler

Pınar'ın kız kardeşi doğdu. Hepimiz çok sevindik. En çok da Pınar'ın bizimle birlikte 1 hafta boyunca kalıp hepbirlikte oyunlar oynamamıza sevindik. Ece yine yaramazlık yaptı ama Pınar artık abla olduğu için, Ece'ye kızmadı. Hepberaber parklara gittik, sahile gittik. Mustafa'nın yerinde gözleme yedik.
Amacacım, lütfeennn. Arada bir Pınar bizde kalsın. Olur mu?

  

Pazartesi, Ekim 03, 2011

Hacı Cavcav ve Aylık etkinlik takvimi

Efendim, Karagöz ve Hacivat Amcalar okulumuzu ziyaret ettiler. Babam gibi hergün traş olmadıkları için sakalları biraz uzamış. Bazı konuşmalarını anlayamadık. Osmanlıcaymış. Osman amca bizimle böyle konuşmuyor ama dedik. Anlaşamadık velhasıl kelam. (Karagöz'den öğrendim velhasıl kelam, hoşuma gitti.)

Bu ay Ece artık ağlamıyor okula giderken. Velhasıl kelam uslu bir kız oldu. (hımm, güzel!)

Kardeşimden bahsederken 2 kardeş daha gelecek bana. Kıdemli ağbi oluyorum velhasıl kelam. 2 kardeşiminde henüz ismi yok. Araştıyoruz. İnternet'te çok komik isim yorumları var. Birisi 'İsmim Ece, ismimden çok memnunum, keşke herkes kızına Ece ismi verse' demiş. Kendisini tebrik ediyorum, Ece Hanım, o zaman ben kardeşime kötü söz söylerken siz alınmaz mısınız, velhasıl kelam?!

Akıncılar

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Haykırdı ak tolgalı beylerbeyi "ilerle"
Bir yaz günü geçtik tunadan kafilelerle.


Büyükçekmece vadisinden inip Mohaç ovasına doğru ileriyorduk. Adi Kral Layoş Budin kalesinden hepimize nanik yapıyordu. Dayanamadık, saldırdık. Yanımda İbrahim Paşa, Kevin ve Ben 10 yani 1013 atlı filan vardık.

Macaristan topraklarını fethettikten sonra Almedo'yla olan son kozumu da paylaşmak için İnsanoros canavarına dönüştüm. Ultimatrix'imin pili bitmiş. Ortalıkta Ben 10 canavarı olarak dolaşan birini görürseniz korkmayın.