Pazartesi, Nisan 18, 2011

Kahramanlık hikayeleri -devam

Geçen gün Zorro'ya rastladım. Ata binmiş, gidiyor. "Delikanlı, bi bakar mısın?" dedim. "Nerelerdensin, birader? Buralarda senin gibiler barınamaz, bas git!" dedim.
"Ben uzak memleketlerden geldim. Yeniyim, sayın abim. Memleket hasreti çekiyorum zaten. N.D gibi kimselere de emanet edemedim güzel vatanı. Kaldı garibim tek başına. Bilir misin, Meksika'nın körfezi ve köftesi meşhurdur, sayın abim, bir de acı biberli melemeni."
Acıdım, kerataya "Bak bi, Nihat'ı ağızına bi daha alma. Kesmeyim kafanı..."
(Dur hele, şimdi oldu!) "Arda, bahçede kiminle konuşuyorsun oğlum?"
Babacım, yan bloğa yeni arkadaş taşınmış, onunla oyun oynuyoz.
(Demek Survivor'dan öğreniyor bu lafları, yakaladım.)
"Ardacım, böyle konuşursan bi sonraki elemede seni gönderirler."
"Neeee! Babacım lütfeeen, söyleme!" 
 

Süper Hiper Kahraman!

Yandaki fotoda kolaj, photoshop vs. kullanılmamıştır. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostu Süper Hiper Kahraman Arda'nın yeni kahraman imajı budur. İmaj makerım Ece, artık tüm kostüm tasarımımdan sorumlu olacaktır.

Bu arada, hala öksürük ile mücadelemiz devam etmektedir. Ece de, dün gece yine ateşlendi. Bir fırsta bulup kalksak, tüm kötülere gününü göstereceğiz. "Onları ayaklarından asıp, burunlarına yumruk atacağım." (Gerçek sözler bunlar. Çocuk bir garip oldu bu aralar, kafa filan keserim diyor. Televizyonda Kurtlar Vadisi'ni de seyrettirmiyoruz. Callio, Miki Fare vs. böyle tipler değil. Anlayamadım.)