Cuma, Ağustos 10, 2018

2014

   

 Merhaba ben Ece. Bugün buldum Alper ile Arda' nın bu 2014 yılından kalma fotoraflarını. Arda orada 7 yaşında Alper ise 4-5 aylık. Hatırlıyorum o anı sırayla Arda ile ben Alper' i kucaklıyoruz sıra Arda' nın, bir de poz veriyor kameraya Arda. Alper orada daha yürüyemiyor, yapıştı mı bir daha kalmaz zaten kendisi. Bakmış kameraya ne oluyor diye annemde basmış düğmeye, andan faydalanarak. Şuan zaten kucağa hiç gelmiyor. Bütün gün ya alpet ile ya oyuncaklarıyla oynuyor. Ama genede çok tatlı.

BABACIM YAPTIM İKİNCİ KOMBOYUDA .
HAHAHHAHHHAHAHHA                                                                           
     
    

Perşembe, Ağustos 09, 2018

Alper' in Yeni İşi


Ben Ece.
Hafta sonu yaşadığımız olayı anlatıyorum toplanın. Bugün annemle babam dağınık dolaplarını toplarken, Alper ile ben odaya girdik. Kıyafetler içinde boğulurken Alper gördü o takım elbiseyi. Denedi sonra ceketi.

Düşüyordu az kalsın o kadar ağır ki ceket yazık çocuğa. Düşe düşe bütün suratı dağıldı zaten. Dedim gel resmini çekeyim. Küçük iş adamı oldu. Birde polis olmak istediğinin söylüyor.
Hırsızları yakalayacakmış. ( iyi ki de çekmişim bloğa yazacak şey arıyorduk )


Babacım da artık emekli oldu.
Kaptım şu blog işini.
HAHAHAHAHH

Cuma, Temmuz 27, 2018

Müzeler Sezonu




Deniz Müzesi, müze olalı böyle çile çekmedi. Fotodaki hal ne ki?

Alper, Osmanlı Padişahlarının kayıklarına binip denize açılmak istedi.

Arda, müze içindeki restoranda alttaki şekildeydi. Fotoğrafa photoshop filan yapmadım. Direk kopyala-yapıştır. Arkadaki resimle uyum ve ahenk içinde.


(Yani, Deniz Müzesi de bir hoş olmuş bu arada, parantez açayım. Bu kadın nedir yahu? Burun yerine Zürafa mı konulur? Müzede Piri Reis'in haritasını kaldırmışlar. Nereye koymuşlar? Bilen yok. Hocam, o harita orada duruyordu. Müzeyi üstüne inşa etmişlerdi. Harita niye şimdi yerinde yok? Topkapı Müzesinden Harem'i çıkarmak gibi. Nerede bu Harem? N'apacan? Sana ne, bir arkadaşa bakacağım belki. Kapa parantez)


Ece, aşağıda. Arkadaki yaşlı adamdan durumumuz anlaşılıyor. Kaygılı ve çaresiz bakışlar ile amca ellerini kavuşturmuş. Bir kurtarıcı bekliyor, herhalde.

Ece, ilk defa dışarıda yemek yiyen Kenya'lı mülteciler gibi, alt tarafı hamburgere sos koymuşlar diye bu kadar şaşırmış. Belki de hamburgerin üstündeki kürdana çok şaşırdı. Bilemedim.

Deniz müzesindeki garsonlar, servis efsaneydi. Müze bahane, bir daha gidersek, restoran için gideceğiz. Karar aldık. Yarım ekmek arası karides, dürüm arası Kobe filan söyleriz. Fiyatlar haşırt biraz.


















EMAAAR


İçimiz dışımız EMAR oldu. Çocuk şenliği varmış.
1- Yetmiş liraya hediye kutusu çekiyorsun.
2- Çıkan hediyeyi gidip harcıyorsun.
3- Harcayınca, üstüne bir Yetmiş lira daha fiş çıkıyor.
4. Kutuya gidip, sıra bekliyorsun. Sonra uzaktan kumandalı oyun salonu benzeri bir alete binip tekrar hediye kutusu çekiyorsun.
5. Çıkan hediyeyi harcadıkça fişler geliyor.
6. Fişlerin içinde tarım alanı, basketbol, playstation filan var. Onları da yapıyorsun.
7. Evin içinde domates, salatalık, biber vs bir sürü çimlenen saksı var.
8. Daha fazla saksı almak için yine Emaar Koçtaş'a gidiyorsun.
9. Çıkan fişten, hediye çeki. Hooop, yandaki akvaryuma alalım sizi.
10. Boyun kaç penguen?
11. Acıktık, yemek, aha bir fiş daha!
12. Abi - Kuzum sizin bu kaçıncı çekiliş, yahu?
13. Bilemiyorum, abi. Sırada Babam var.
14. Deve!
15. Ona kaç fiş, abi? Üst katta mı bineceğiz deveye?
16. Siz gelmeyin artık, kutumuz bitti.
17. Abi, bir fiş bir alışveriş. Elimizde daha 6 tane daha var.

Ertesi hafta kuralları değiştirdiler. Günde bir defa biniyorsun kutuya. Her gün gidiyoruz. Azimliyiz. Hepsini alacağız.

Cuma, Haziran 22, 2018

Kıbrıs'ın öteki yüzü


- Evladım ne yapıyorsun?
- Para lazım baba.
- Haklısın çocuğum, ne yapacaksın?
- Baba, sorma...
- Neden?
- Bilardoya gidiyoruz.

(zınnn, zınnn!!)

(Bizim zamanımızda bilardaya gidenlerin tamamı ya keş oldu, ya serkeş. Dikiş tutturamayanların oyunu, tüm kötülüklerin Okey'den sonraki anası filan. Analar, babalar korkardı bilarda'dan.)

- Kaç para lazım evladım?
- 4TL
- Ohhh! Al 10TL 2 tur oynayın kardeşinle. Kalanı ile gazoz için.

Kıbrıs Çıkartması

Yavru Vatan olarak anılan Kıbrıs'ımızın aslında yavruluktan çıktığı, bayağı gelişip serpildiğini, güzelleştiğini görmek bizim ekip için süperdi.

Girne'nin çarşısı, Ordu Pazarı, yanındaki 1001 çeşit mağazası, içinde şeftali olmayan Şef Tali Kebabı filan güzel şeyler, tabi.

Asıl cezbeden nokta, ucuz şeylerin Ana Vatan'dan çok ucuz, pahalı olanların da aşırı pahalı olması ve bu ayrımı cascavlak güneş altında 37,5 derecede yapabilecek kafanın kalmaması.


İçinde alkol olan her şey ucuz mesela. Kolonya bile!

Benzin ucuz. Uçakta izin verseler 1-2 bidon al getir. Aylık masrafın çıkar.
Çakma ürünler ucuz. Burada tezgah altı Afrikalı arkadaşların getirdiği saatlerin, Girne'de mağazalarda takım kıyafetli müşteri temsilcileri tarafından satılması garip ama gerçek.

Casino konusu faklı bir mecra. Sinmiş tütün kokusuna dayanamayan bizlere uymadı.
Acapulco'nun denizi muhteşemdi, işletmesi zayıftı.


Evet, Ece Hn.
Yine kumanda bende...

Cumartesi, Mayıs 19, 2018

ARTIK KUMANDA BENDE !!!!



Blog işlerini bundan sonra ben takip edeceğim!
Babamın yardımcısı,
Arda ve Alper'in sözcüsü,
Annemin sağ kolu,
Pınar ve Selin'in Amca kızı,
Toprak, Rüzgar ve Nehir'in Hala kızı,
İyilerin dostu,
Kötülerin korkulu rüyası
ECE geliyor!

Savrulun bre alçaklar, titreyin korkaklar!
And olsun ki bundan sonra bu blog benim korumam altında olacak.
Yan bakanı çizer, doğru bakanı severim.

Offf, ne gaza geldim be!

                                               

Pazartesi, Mart 19, 2018

Doğum günü sezonu açıldı. Hadi hayırlısı



-Soldan Başla: Pınar!
-Mart
-Gürkan!
-Nisan
-Ece!
- Bende Nisan
Arda!
- Ekim di değil mi baba? Ekim.
-Arda, yer değiş, yanlış oturmuşsun, Amcan oturmalıydı.
-Gökhan Abim!
-Ağustos,
-Alper, neredesin oğlum?
-Beeeende bendeee! ciyk. Altta kaldım! imdat!





Asıl Ben Büyüdüm


Babacım,

Şimdi artık büyüdüm ve bundan sonra bu bloga ben devam edeceğim, ARDA değil!!

Sen sağ olasın, 12 yıldır devam ediyorsun, artık bu işi gençlere (yani bana) devretmen gerekiyor.

Zaten baktım 6 aydır bir şey de yazdığın yok. Yani madem yazmıyorsun neden bana bırakmıyorsun?

Bütün gün bilgisayar başında ofiste oturuyorsun, her şeyi yapıyorsun, mail atıyorsun, raporlar vs; konu BEN olunca, aman çok işim var, aman yoruldum, belim ağrıyor, filan.

Bundan sonra bu iş BEN de.

Lütfen, hadi hadi. Ortalığı boşaltalım arkadaşlar, alın bunları...

Büyüdük artık


Babacım,

Şimdi artık büyüdük ve bundan sonra bu bloga biz devam edeceğiz.
Sen sağ olasın, 12 yıldır devam ediyorsun, artık bu işi gençlere devretmen gerekiyor.

Zaten baktık 6 aydır bir şey de yazdığın yok. Yani madem yazmıyorsun neden bize bırakmıyorsun?

Bütün gün bilgisayar başında ofiste oturuyorsun, her şeyi yapıyorsun, mail atıyorsun, raporlar vs; konu BİZ olunca, aman çok işim var, aman yoruldum, belim ağrıyor, filan.

Bundan sonra bu iş bizde.

Sağ ol, çak!

Salı, Ekim 17, 2017

KOÇ Müzesindeki Koç


Aslan oğlumla yine geçtik dümenin başına!
Dalgalı denizin kucağında, savruluyorduk bir o yana bir buyana.
Her dümenin suyuna gitmemesini anlatıyordum aslanıma.
'Dümene gelme, dümen çevirme, dümen kırma!'

Sonra düşündüm, hiç mi iyi yanı yok bu dümenin, dümencinin? Neden hep kötüye yorulmuş?

Dümenci değil mi, gemiyi rotasına sokan, limana yanaştıran? Neden bu vasıf hep kötüye alamet olsun?

İmam gibi, önde olan kim varsa, onun mutlaka bir sakat durumu vardır iması hoş gelmedi. Dümeni düzgün kavramak lazım, Aslanım.





Game of Stones


4 Torun ve 1 Büyük anne. Ne güzel el ele, kol kola.
Yüzler mutlu, gönüller huzurlu.

Bir de arılar olmasa, karınlar ağrımasa, ateşler çıkmasa idi,
Süper olacaktı.

Olsun, kalan hatıralar, sonrasında hep güzel hatırlar olur. Kötüler unutulur. Hoş bir seda kalır, biraz esinti, biraz Yaz havası kalır. Sıcacık denizin tuzu gider tenden ama hatırası kalır.









Bu Yazın Fotoğrafı


Babam yine Fethiye'ye götürdü beni.
Deniz ve kum vardı yine.
Güneş tepemde idi. Yine ıslandım. Üşüdüm, ağladım.
Sonra Toprak ile de ağladık, dertlendik, kederlendik.

Biraz yaramazlık yaptığımı söylüyorlar. İnanmayın.
Asıl onlar yaramaz. Ben sadece sudan hoşlanmıyorum.
Biraz da güneşten, kumdan, balıktan, sudaki taştan,
azıcık da çakıldan, ucundan biraz da yosundan. En fazla arıdan hoşlanmıyorum. Unutmadan söyleyeyim biraz da çimden.

O yüzden ağladık, dertlendik, kederlendik. Yoksa her şey çok güzel, hayat güzel, hava güzel.


Pazartesi, Temmuz 03, 2017

Antalya'da garip bir keçi

Bir garip keçi dururdu, Antalya'da dondurmacının önünde.
Dağların yağız hayvanı, boz keçi, bozlak keçi!
Boyamışlardı pembeye, benzetmişlerdi şempanzeye.

Bir gün geldi, şehirlerden inen medeni insanlar,
Yavrularını saldılar keçinin üstüne, üstüne.
Zavallı keçi, bozlak keçi.
Boynuzları şeritli al al keçi.

Diyemedi inin lan üstümden, belimde fıtık var.
Birbirinizi ne boğazlıyorsunuz a be ufaklıklar?
Şivem değişti sayenizde, hadi gidin evinize.


Efkarlıyım


Efkarlıyım bu öğle!
Hava olmuş gölgede 42,5 derece,
Beyin sulanmış, karpuz ısınmış,
Dondurmalar yerlere akmış.

Bu sıcakta efkarlıyım dedim, bre!
İnce belli çay bile kesmiyor bu harareti.
Çömelmişim bir bankın köşesine,
Geçmiyor günler, dinmiyor güneş,
Sulanan (demin bahsettiğim) beyin de yere akmış.

Anne!
Annneeeee!
Offf anne, neredesin?
Bir bardak soğuk ice tea verir misin?

- Oğlum bas git!
Bir ice tea için yeter bu trip! 3 bardak içtin, miden bozulacak!

Anneee yaaaa!! efkarlıyım haydi bre deryalar!

Salı, Mayıs 09, 2017

Doğum günleri - devam-


Demiştik ya Nisan ayı doğum günleri sezonu diye, Ece'nin de doğum gününü böyle kutladık.

Gördüğünüz üzere büyükler neşeli, mutlu, güler yüzlü ve çocukları bu yaşa kadar kazasız belasız getirmenin gururu ile bakarken; şu çocukların tiplerine bir bakın:

Arda: Maç bitse de eve gitsek modunda,
Pınar: Kendisine kulak yapan başka birini görmedim hayatımda. İlginç!
Ece: Olabilecek en çirkin poz nasıl verilir triplerinde.
Selin: Güzelim, canım benim. Uymuş ses çıkarmayalım.
Alper: Ya masa altında, ya kapı arkasında 'gaka!' yapıyor.

Not: Masadaki su bardağının yarısından fazlası dolu. Mutluyuz neticede.

Cuma, Mart 31, 2017

Doğum günleri sezonumuz açılmıştır!


 Mart'ı da bitirdik. Pınar'cığımın doğum günü ile doğum günleri sezonunu açtık. Çok güzel bir günü tüm ailemiz ile birlikte kutlamak ne kadar güzeldi.

Mesela sadece Pınar mumları üfledi. Alkışladık. Pasta tükürükler ile dolmadı. Bir daha yakalım deyip ağlayan, bağıran, böğüren çocuklar artık büyümüşler miydi ne?

Alper kuduruk idi sadece. Kucakta o bile bu ahenge uyum sağladı.

Bir doğum günü sonrası çocuklar bir yaş daha büyürken biz biraz daha yaş aldık. Artık her yıl bir yıldan daha kısaymış gibi geliyor.  

Pazartesi, Ağustos 08, 2016

Piknik


Bu yazın kurtarıcısı 17 Nisan Çatalca Piknik alanı oldu. Bütün gün piknik, mangal ve çocuklara geniş alan...

Buna rağmen,

10 hamak içinden 1 tanesini paylaşamama kavgası,

Top oynarken futbol mu voleybol mu oynayalım çekişmesi,

Alper'in köpekleri kovalaması, kedileri öpmesi,

Oraya gelen ailelerin çocukları oynasın diye koyulan oyuncakları diğer çocuklara vermemesi, arkalarından tekme atması,

Yerdeki çöpleri, yaprakları, izmaritleri toplayıp mangala fırlatıp kaçması,

olmasa orası da çekilmezdi.

Allah'tan geniş alanda fazla kimseler olmayınca rezillik çok çıkmıyor. (biraz yuvarlak bir cümle oldu, anlayan anladı halimizi!)



Pazartesi, Mayıs 09, 2016

Deve Kuşu beslemek



- Babacım, bu ne?
- Deve kuşu!
- Deve ise hörgücü niye yok, kuş ise niye uçmuyor?
- Tavuk kuş mu? O da uçmuyor. Sen ne yapıyorsun?
- Besliyorum keratayı, her kuşun eti yenmezmiş, bunun yenir mi?
- Yenir, yenir.

- Baba, Messi mi Ronaldo mu?
- Messi!
- Neden? Ronaldo daha iyi şut çekiyor ama.
- Ronaldo!
- Neden? Messi daha iyi çalım atıyor ama.
- Çüş deve! Pardon! Deve kuşuna yaklaşma çok evladım. Hadi gel tapirlere bakalım.

Perşembe, Mayıs 05, 2016

Yalnızlığım



- Tamam, konuşamıyorum.
- Tamam, sadece Aba, Bab, Aga, Ece, Ana vs 3 harften fazla laf çıkmıyor olabilir ağzımdan.
  -Tamam, ben konuşurken bağırıyor ve hatta ağlıyor da olabilirim.

Fakat, bu yaptığınız affetmeyeceğim. Ben affetsem tarih affetmeyecek.

Beni dışladınız. Size aga, Ece, gag dedim, dinlemediniz. Bu bloğu büyüyünce okuduğumda sizlerin de nerelerden geçtiğinizi göreceğim.

Özellikle bana arkasını dönmüş kırmızı kazaklı! Hüop! Atacam şimdi legoları kafana! Hüop Hemşerim. Bak duyuyor mu?
Annneeee! Emmme!

Salı, Şubat 02, 2016

Ipad'imi vermem ellere!

Mekanı boş buldum anne.
Arda matematik çalışıyor, Ece jimnastik.
Anne, sen neredesin?
Yemek mi yapıyorsun, evi mi temizliyorsun, telefonda chat'te misin?

Ne yapıyorsun anne?
Yan odada bile özledim seni.
Eteğine yapışıp ağlamak istiyorum.
Nedenini bilmiyorum.

Anne, karnım aç, altım pis.
Elimde İpad, youtube'a girdim sessiz.
Anne, bu teyzeler ne yapıyor? Süt mü veriyor?
Süt deyince yine aklıma geldi.
Karnım aç, altım pis, elimde Ipad.

YOL


Abim, Ablam ve Kuzenlerim,

Sizin zamanınızda Blog denilen bir icat varmış. Babamız o sayfalara bir şeyler yazar sonra paylaşırmış. Geçmiş zaman olunca böyle oluyor.

Babamın zamanında hele o da yokmuş. Kalem, kağıt ile mektup yazılırmış. Zarfın içine bir de 'çocuklar ellerinizden öper' yazılı siyah-beyaz fotoğraf koyulurmuş. Gurbet denilen yerde büyükler, o fotoğrafları alır, çerçeveletir, arada sırada öpermiş.

Şimdi, durumlar farklı birader: WhatsApp, Instagram, Twitter bile yetişmiyor hızımıza. Çekiyorsun Selfie'ni, biraz filtre, nostaljik görüntü, altına komik bir laf, paylaş milletle. 3 dakika içinde yorumlar, like'lar filan. Bazıları laf sokar, bazıları her şeyi like eder.

Like derken aklıma geldi. Ne garip bir kelimedir 'like'. Yuva yıkar, arkadaşlar arasına fitne sokar. Bir de Selfie çubuğu gördüm geçenlerde, fotoğrafı avizeden çekiyormuş gibi çıkıyor insanlar. Tavana bakmak için kafalarını göğe kaldırdıkça burun delikleri daha büyük gözüküyor. Korkuyorum öcülerden.

En çok annemi seviyorum. Hayatta bildiğim dört kelime: Anne, Arda, Ece ve Bab. Gerisi 'nuuuu, nuu!' Anladın sen oNU'

Abim, Ablam ve Kuzenlerim,
Yeni nesil böyle. Çok şey söyleyip hiçbir şey anlatmıyoruz. Kafalar dağınık, gündem karışık.
Öptüm. Immmma.


Çarşamba, Eylül 16, 2015

Tatil Destanı


Ilık bir Sonbahar günü diye başlaması planlanan Tatil, 44C'ye kadar çıkan Eylül sıcağıyla Fethiye Körfezinde sahada rakipleri bekliyordu.

9 kişilik tatil ekibi, yılların verdiği birikimle Deniz, Kum, Güneş üçlemesine Metin, Ali, Feyyaz gibi dalıyordu. Yılmadan yiyor ve yürüyorlardı.

Kalabalık otel defansını geçip gol atmak bir türlü mümkün olmuyordu. Her hücuma, atağa karşın, güler yüzlü personel nazikçe tüm topları göğüslerinde yumuşatıp gole izin vermiyordu.




Dağları aştılar, sonsuz merdivenlerden tırmandılar, denizin taşlı ve çalkantılı sularında kramplar girinceye kadar yüzdüler, yılmadılar. 

Sonuçta, er meydanında ne galip gelebildiler ne de mağlup. Bir sonraki tatile kadar havluları dolaba, terlikleri rafa kaldırdılar. 

Sarıoğlan derki 'Ardda, Arda',
Bu sene ancak bu kadar konuşa
Gelecek sene bülbül olup şakıya
Kızların peşinden koşmaya...

Çarşamba, Ağustos 26, 2015

Doğumgünleri


Evetttt, artık Ağustos'lar daha bir güzel olmaya başladı.
24 Ağustos Gökhan Amca, 25 Ağustos Alper'in doğum günlerini birlikte kutluyoruz.

Maaile bu sefer bir selfie'ye sığmayı başardık.


Bunlar ileride büyüyüp kocaman insanlar olunca ne yapacağız bilemiyorum...?

Salı, Ağustos 18, 2015

ATAM!


Saçları sarı, gözleri çakmak çakmaktı.
Bir baktı mı deler geçerdi insanı.
Atını sürdü rüzgar gibi Sakarya mevzilerinde.
Güneş gibi parlak, ay gibi aydınlıktı.
....
....


- Şehnaz, bu çocuğa bir haller oldu. Ne bu tavırlar, bakışlar anlayamadım!
- Ay sorma! Kendini bişey sanıyor ama ne bilemedim.


.....

- Bekleyin, bir konuşayım anlatacağım...

Issız Adam



Anlamazdın anlamazdııın,
Kadere de inanmazdın,
Hani sen acı veren kalpsizlerden
Olamazdııın.
Dilerim ki sen mutlu ol sevgilim...


(Alper'in bu halleri filmin son sahnesini hatırlattı bana! Atlas Pasajı'nda tekrar bir araya gelirler ve pasajın önünde amaçsızca bir oraya bir buraya gider abim, Karizma yerdedir ama seyirciler hönkürüklere boğulmuştur.)

Perşembe, Temmuz 09, 2015

3'leme


Şimdi bunlar daha bu haldeyken 'Eltimgiller' tarzı giyim kuşam içindeler. Aynı 'Hello Kitty'ler, aynı kolye, bilezik, yüzük vs.

Ne yapacağız bunları? Bilemiyorum.

Fotoğraftaki ifadeler çok şey açıklıyor ama zaman bakalım ne gösterecek bize?

Pınar'ın vakur ve abla duruşu, Ece'nin hınzır, Selin'in zeka dolu bakışları..Of!


Hadi Ordan!




Üstteki kayıt hayata nereden bakacağımız ile alakalı aslında:

1- Babasına 'Hadi ordan' diyen bir kız çocuğu, sonra arsızca kameraya sırıtıyor.
2- Baba, kızın arsızlığını azarlayarak cevap veriyor.
3- Anne, kızın önceki yaptıklarının acısını çıkaramamış, onun hesabını yapıyor.
4- Kızın abisi, küfür etmedi ki deyip kardeşinin arsızlığını tasdikliyor. Üstüne sofrada ritm tutup ıslık çalıyor.
5- En küçük kardeş yerlere nimet atıyor. Utanmıyor, bir de bakıyor.


Bir daha seyrediyorum, sonra bir daha.

Deniz ile gökyüzünün ayrımının seçilemediği ılık bir yaz akşamında dalga sesleri eşliğinde,
1- Ece muziplik yapıyor babasına,
2- Baba, bu eşsiz dakikaları kayda alırken aynı muziplikte cevap veriyor, Ece farkına varıyor ve en güzel halini takınıp gülümsüyor gözlerini kısarak,
3- Şehnaz, hem ortamı yumuşatıyor hem evin babasının yanında olduğunu güzel gamzeleri ve dik duruşuyla gösteriyor.
4- Arda, yine abiliğini yapıp, her koşulda kardeşinin yanında olacağının sinyalini veriyor. Gözümüz arkada kalmayacak.
5- Alper, önce dikkat çekmeye çalışıyor sonra Arda'nın taklidini yaparak daha 10 aylıkken zeka seviyesinin nerelerde olacağını gösteriyor. Şuanda bile bir birey ve farkında.

Perşembe, Mayıs 21, 2015

Kaygusuzlar


Fenerbahçe Parkı Ahtapotlu oyun parkının dibi ile sahil arası yeşil mekan bizimdir bu yaz. Yayılın bakalım.


Perşembe, Mart 05, 2015

Dubblaj


- İleride çekeceğimiz kliplerin demosunu yapıyoruz. Önceden hazırlıklı olmak lazım. Micheal Jackson'da kalabalık bir aile ortamında Oniki kardeşiyle birlikte müzik yapıp ailenin geçimini sağlıyordu. Kendisini bu konuda örnek aldığımızı belirtmek isterim...
- Arda, Maykıl öldü!
- Ne?! Pardon, George Micheal demek istemiştim. Sekiz kardeşiyle birlikte bando da obua çalarken keşfedilmişti kendisi...
- Arda, George şöyle böyleymiş!
- Yok artık be! Tamam! Tarkan?
- Olmaz!
- Ajdar?
- Hiç olmaz!

- Eee, müzik dünyasında kimi örnek alacağız be?
- Mustafa Keser olabilir. Çok düzgün bir hayat tarzı ve klası var. Bence mükemmel bir sanatçı.
- İyi tamam o zaman. Mustafa Keser abimiz süperdir, yok abi olmadı. Mustafa Keser amca mı desek?! amaaaannn. Klip bitti be!

Cuma, Şubat 06, 2015

TRT Çocuk korosu


- Hadi bakalım çocuklar, hepiniz sıraya geçin bakiyim! Başlıyoruz: Tenni, tenni, ten neni tenenennnn!
- Anni, anni annnanii,
- Yok Nehircim, anni değil, tenni.
- Nennni, nennni?
- Hayır Rüzgar!
- Nani nani nani, şimşek makuyun
- Toprak, no no no?
- mı, mı...
-Alper?
-mı
- Ay kuzucum, mı dedi! Aferin oğlum!
-Anne ayıp olmuyor mu?
- Arda, Ece lütfen! O sizin kardeşiniz ama.
- Off sıktı bu be! Tennnnniiii, tennniiii....

Çarşamba, Aralık 31, 2014

Benim de söyleyeceklerim var!



Yandaki tapeyi deşifre ettim:
 - Yeni yılda anneme bol süt, babam bol kazanç, abi ve ablama bol sabır, tüm büyüklerime de bol  mutluluklar dilerim, agu.

Mutlu yıllar çocuklar!



2014 nasıl geçti? Anlayamadık. Evet, artık yıllar eskisinden hızlı geçiyor. Beklenilenler bir anda olup bitiyor. 2014 Ocağında Şehnaz'ın doğum günü hediyesi olarak verdiği 'hamileyim' sevinci şimdi kucağımızda. Alper'imiz de bu sene çam ağcının altındaki hediye paketlerine dahil oldu.

2007 yılbaşına Arda ile girmiştik.

2015 girişimiz Alper ile oldu. Bu beşli ile artık daha büyük ve neşeli bir aileyiz.

Giderek daha da hızla geçen yılların bıraktığı toz dumanın tek tesellisi, bu ağacın altında büyüyen, yetişen hediyelerimiz...

Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve hep birlikte bir ömür geçirmek dileğiyle. 

Pazartesi, Eylül 22, 2014

Mytechnic'i gezdik..

-Baba!
-Efendim oğlum?
- Sen nerede çalışıyorsun, ne yapıyorsun, uçak ne, motor ne, hangar kim, para veriyorlar mı, bana şeker alır mısın, orası dükkan mı, içinde ne var, AVM gibi mi, yürüyen merdiven var mı, patron kim, sen nerede çalışıyorsun, ne yap....
-Hoop! Arda başa sardın?
-Öyle mi oldu? Pardon. Peki uçak ne, motor ne...
-Eee, elinin körü. Gel göstereyim.


- Vaay! Baba, siz böyle her gün hamburger filan mı yiyorsunuz? Sonra çocuklarına Burgerking yasak, o yasak bu yasak, fastfood yemeyin şişko olursunuz?
-Kızım, yok öyle bir şey.
-Anladık anladık.

-Baba! Yarın ben bir daha geleceğim.
-Neden?
- Oyun oynatan abla çok şekermiş? Size de hep oyun oynatıyor mu?
- Tabi canım! Biz hep palyaço ablalar ile çalışıyoruz kızım. Hayatımız hep böyle...



3'lü çekelim mi?

Merhaba,
Ben Aykaş, Alper Aykaş.
Geçen ayın 25.de dünyaya geldim ancak biraz gecikmeli oldu aranıza katılmam kusura bakmayın.

Gelir gelmez Yoğun bir göreve tayin edilmiştim. 15 gün hastahanede hemşire ablalara yardım etmem gerekiyormuş.

Yoğun Bakım Ünitesi denilen bir yerde görevime başladım.
Görev sonrası Aykaş ailesine verildim. Ailedeki diğer çocukların büyütülmesi, anne ve baba denilen büyüklere göz kulak olunması, yaşlandıklarında su filan getirilmesi gibi görevlerden sorumlu olacağım.

Şimdilik eğitim aşamasındayım. Gaz nasıl çıkartılır, acıkınca nasıl bas bas ağlanır, alta yaparken üste nasıl bulaştırılır konularında bu ay çalışmalar yapmaktayız. Başarı ile mezun olacağım günü bekliyorum.
Görüşürüz. Dikkatli olun, sağdan gidin.

Perşembe, Temmuz 31, 2014

Birinci Anaokulu Nostaljisi


Yıllar önce bir anaokulu vardı. Bizler oradan mezun olmuştuk. Vatana millete hayırlı evlat olmak için yetiştirildik. Artık büyüdük. Kocaman birer insan olduk. Hatta Arda bir kez daha ağabey ve ben de abla olacağım. Üzerimizdeki bu büyük yük ve sorumluluk bilinci ile eskilerden uzanan nostaljik bu şarkıyı kıymetli öğretmenlerimize armağan ediyoruz. Bayram tebriği olarak kabul ederlerse ne mutlu! Haydi Arda, vur gitarın tellerine...




Bir Dilek Tuttum!

"Bir Dilek Tut" dediler, tuttum.
Teddy ayımı oraya al buraya koy dediler, hepsini yaptım.
Yönetmen ağabeyi hiç kızdırmadım. Ne dediyse yaptım.
'Aferin Ece' dedi. (İlk çekimin heyecanıyla bir ara uyumuşum. Onu da çekmişler! Neyse..)  

http://www.youtube.com/watch?v=5rRoX3gu4Bs

Cuma, Temmuz 11, 2014

İzin


Enez'e gittik. Çilek topladık. Avuç içi kadar büyüktü çilekler. Hormonsuz ve ilaçsızdılar.



















 Biraz Denize girdik. Yüzdük, eğlendik.


















Boş vakitlerde çakıl taşı ve deniz kabuğu topladık. Kadıköy'de satıp Ipad alacağız Arda ile Bana.












Pazartesi, Haziran 23, 2014

Piknik sezonu


 Piknik organizasyonu yaptık babamın şirketiyle.

Tombala çektik, bana çıkmadı.

Top oynadık, gol atamadım.

İp atladık, Arda birinci oldu ip benim ayağıma dolandı.

Ata bindik, at ben üstündeyken WC'ye gitmedi, anlatabiliyor muyum? Oraya yaptı. Yadırgadım yani.                                        

Ona rağmen eğlenceliydi. Yeni arkadaşlar ile tanıştık.







 Allah'tan güzellik yarışması yapmadılar. Yani bu sefer oha olurdum, valla!

Pazartesi, Haziran 02, 2014

Reklamlar

Herşey Okan Abi'nin babama bir kamera vermesiyle başladı. Babam bu kamerayla iş yemeğini çekecek ve ertesi gün teslim edecekti.

Evde kamerayı test ederken aşağıdaki görüntü çıktı. Benim, sokakta çiçek satan Romen tarzıyla 'Okan Ağabbeee' demem yapımcıları harekete geçirmiş olmalı ki İşbank reklamı için teklif geldi.

Cem Yılmaz Ağabbeem sağolsun. Şişeyi tam benim bulacağım yere atmış. Şişede banka şubesinin adresi varmış herhalde ya da hikaye. Karneyle kitap verecekmiş banka. Bunun için önceden dülger balığı tutmak gerekiyormuş galiba. Ben biraz konuyu pek kavrayamadım ama bekliyorum şu karne gelsin artık.

Acaba, pekiyi olan karnelere mi kitap verecekler, zayıfı çok olana mı?




Şişeyi ben buldum. Tüm kitapları bana verin! Okan Ağabeee! Cem Ağabee!

https://www.youtube.com/watch?v=qDvf23OluEM

Cuma, Nisan 25, 2014

23 Nisan!




Önce hafta sonu Özger'in doğumgüne gittik. Tam bizimkilerin ayarında Mira'yla tanıştık



Acaip kafadengiydi.


 
 Sonra 23 Nisan Bayramı'nda Arda Kafkas döktürdü. Ece Kalinka. Bayağı Rus Milli Egemenlik Bayramı tadındaydı. Anlamadım ama olsun. Bizim için çocuk bayramı olması önemliydi. Zaten Atatürk tüm çocuklara vermemiş miydi?


.











 
 Finali herzamanki gibi Ece yaptı. Protokolde Belediye Başkanı, Kaymakam, Defterdar, Okul Müdürü'nün önünde yer alarak bitirdi.











3.5 saat süren törenlerin ardından Babam bizimle gurur duyuyordu. Bkz foto.







Salı, Nisan 08, 2014

Koltuk


Çocuklar birarada,
Torunlar altalta üstüste,
Koltuğun sağı boş kaldı.

Çarşamba, Ocak 15, 2014

Üsküdar'a gider iken...




- Kadıköy'ün iyi yanı ne biliyor musun, Arda'cım?
- Evet, okulumuz eve çok yakın.
- Yok canım.
- Evimiz okula çok yakın?
- Öff! Hayır.
- Eee! Neymiş bakim?
- Kadıköy, Üsküdar'a yakın. Arkana baksana şaşkın! Tüm İstanbul karşında. Topkapı Sarayı, Galata Kulesi daha ne olsun?
- Dürüm!
- Al evladım, ellerimle yaptım.
- Maşallah Anne' Nereden duydun bizi yaa?
- Evladım dikkat et kayalarda koşma, düşme, ayağın kayar, dizin acır, bileğin burkulur, kafan kayaya çarpar. Aman oğlum dur, kızım sen de arkadan gelme, önden de gitme. Araba geliyor, geçme!
- Maşallah!
- Nerede kalmıştık Abi? Ne güzel manzara değil mi?
- Ben kıpırdayamıyorum. Çakıldım, sen tadını çıkar. Annneeee! Emekleyim mi, kaldım böyle!
- Kal!

Cuma, Aralık 27, 2013

Müdürüm!

- Müdür'üm?
- Efendim memurum?
- Yakaladık en sonunda!
- Kimi yakaladık?
- Tüm suçların başındaki gizli şahsı, örgütün en tepesindeki Baron'u, suç imparatorunu, tüm gizli kapaklı işlerin ardındaki karanlık kişiyi,
- Vay canına demek yakaladık!
- Evet Müdürüm.
- Vay onun evine bitter çikolatalar bassın, vay onun ağzına acı biberli emzikler sokulsun, vay ben onu yerim, yanaklarını ısırırım!
- Müdürüm, Rüzgar'ın kolunu tuttum bırakmam.
- Ben de yapıştım yanaklarına hiç bırakmam.
- Gıgı mıgı mu, cork cork?
- Debelenme Rüzgar, fena halde komploya düştün. Seni baban bile kurtaramaz. Oradan BAKAN baban mı?
- Gıııı!
- Kaçamazsın adaletin adaleli kollarından. Dur! Ah 1,5 yaşındaki çocuğu bile tutamadık. Kaçtı!!!

Cuma, Kasım 29, 2013

Cadılar Bayramı

- Öğretmenim!
- Efendim, Ececim?
- Cadılar Bayramı'nız mübarek olsun, öğretmenim, elinizi öpeyim.
- Beyhudar ol, kızım. El öpenlerin çok olsun.
- Birşey değil, şeker filan vermek adettendir, öğretmenim. Bizim geldiğimiz yerde bu tür adetlere çok önem veririz. Paskalya'da okullar kaç gün tatil öğretmenim, Kadıköy yakasında?
- 1 hafta kızım, ayrıca Noel ve Christmas tatillerinde de 10 gün filan tatil yapıyoruz.
- Güzel, yumurtaları okulda boyarız değil mi öğretmenim?
- Tabi canım.
- Şehnaz!
- Efendim, hayatım?
- Bu kızı biz Fransız Lisesi'ne mi verdik? Ne bu tavırlar, kılık kıyafet almış başını gidiyor.
- Kurtköy'e taşınsaydık o zaman. Ne vıdı vıdı ediyorsun?
- Aşkım, ama sen, kem küm..
- Öff, alış artık hayatım. Burası Kadıköy, burdan çıkış yok!
- ....