Pazartesi, Ağustos 08, 2016

Piknik


Bu yazın kurtarıcısı 17 Nisan Çatalca Piknik alanı oldu. Bütün gün piknik, mangal ve çocuklara geniş alan...

Buna rağmen,

10 hamak içinden 1 tanesini paylaşamama kavgası,

Top oynarken futbol mu voleybol mu oynayalım çekişmesi,

Alper'in köpekleri kovalaması, kedileri öpmesi,

Oraya gelen ailelerin çocukları oynasın diye koyulan oyuncakları diğer çocuklara vermemesi, arkalarından tekme atması,

Yerdeki çöpleri, yaprakları, izmaritleri toplayıp mangala fırlatıp kaçması,

olmasa orası da çekilmezdi.

Allah'tan geniş alanda fazla kimseler olmayınca rezillik çok çıkmıyor. (biraz yuvarlak bir cümle oldu, anlayan anladı halimizi!)



Pazartesi, Mayıs 09, 2016

Deve Kuşu beslemek



- Babacım, bu ne?
- Deve kuşu!
- Deve ise hörgücü niye yok, kuş ise niye uçmuyor?
- Tavuk kuş mu? O da uçmuyor. Sen ne yapıyorsun?
- Besliyorum keratayı, her kuşun eti yenmezmiş, bunun yenir mi?
- Yenir, yenir.

- Baba, Messi mi Ronaldo mu?
- Messi!
- Neden? Ronaldo daha iyi şut çekiyor ama.
- Ronaldo!
- Neden? Messi daha iyi çalım atıyor ama.
- Çüş deve! Pardon! Deve kuşuna yaklaşma çok evladım. Hadi gel tapirlere bakalım.

Perşembe, Mayıs 05, 2016

Yalnızlığım



- Tamam, konuşamıyorum.
- Tamam, sadece Aba, Bab, Aga, Ece, Ana vs 3 harften fazla laf çıkmıyor olabilir ağzımdan.
  -Tamam, ben konuşurken bağırıyor ve hatta ağlıyor da olabilirim.

Fakat, bu yaptığınız affetmeyeceğim. Ben affetsem tarih affetmeyecek.

Beni dışladınız. Size aga, Ece, gag dedim, dinlemediniz. Bu bloğu büyüyünce okuduğumda sizlerin de nerelerden geçtiğinizi göreceğim.

Özellikle bana arkasını dönmüş kırmızı kazaklı! Hüop! Atacam şimdi legoları kafana! Hüop Hemşerim. Bak duyuyor mu?
Annneeee! Emmme!

Salı, Şubat 02, 2016

Ipad'imi vermem ellere!

Mekanı boş buldum anne.
Arda matematik çalışıyor, Ece jimnastik.
Anne, sen neredesin?
Yemek mi yapıyorsun, evi mi temizliyorsun, telefonda chat'te misin?

Ne yapıyorsun anne?
Yan odada bile özledim seni.
Eteğine yapışıp ağlamak istiyorum.
Nedenini bilmiyorum.

Anne, karnım aç, altım pis.
Elimde İpad, youtube'a girdim sessiz.
Anne, bu teyzeler ne yapıyor? Süt mü veriyor?
Süt deyince yine aklıma geldi.
Karnım aç, altım pis, elimde Ipad.

YOL


Abim, Ablam ve Kuzenlerim,

Sizin zamanınızda Blog denilen bir icat varmış. Babamız o sayfalara bir şeyler yazar sonra paylaşırmış. Geçmiş zaman olunca böyle oluyor.

Babamın zamanında hele o da yokmuş. Kalem, kağıt ile mektup yazılırmış. Zarfın içine bir de 'çocuklar ellerinizden öper' yazılı siyah-beyaz fotoğraf koyulurmuş. Gurbet denilen yerde büyükler, o fotoğrafları alır, çerçeveletir, arada sırada öpermiş.

Şimdi, durumlar farklı birader: WhatsApp, Instagram, Twitter bile yetişmiyor hızımıza. Çekiyorsun Selfie'ni, biraz filtre, nostaljik görüntü, altına komik bir laf, paylaş milletle. 3 dakika içinde yorumlar, like'lar filan. Bazıları laf sokar, bazıları her şeyi like eder.

Like derken aklıma geldi. Ne garip bir kelimedir 'like'. Yuva yıkar, arkadaşlar arasına fitne sokar. Bir de Selfie çubuğu gördüm geçenlerde, fotoğrafı avizeden çekiyormuş gibi çıkıyor insanlar. Tavana bakmak için kafalarını göğe kaldırdıkça burun delikleri daha büyük gözüküyor. Korkuyorum öcülerden.

En çok annemi seviyorum. Hayatta bildiğim dört kelime: Anne, Arda, Ece ve Bab. Gerisi 'nuuuu, nuu!' Anladın sen oNU'

Abim, Ablam ve Kuzenlerim,
Yeni nesil böyle. Çok şey söyleyip hiçbir şey anlatmıyoruz. Kafalar dağınık, gündem karışık.
Öptüm. Immmma.


Çarşamba, Eylül 16, 2015

Tatil Destanı


Ilık bir Sonbahar günü diye başlaması planlanan Tatil, 44C'ye kadar çıkan Eylül sıcağıyla Fethiye Körfezinde sahada rakipleri bekliyordu.

9 kişilik tatil ekibi, yılların verdiği birikimle Deniz, Kum, Güneş üçlemesine Metin, Ali, Feyyaz gibi dalıyordu. Yılmadan yiyor ve yürüyorlardı.

Kalabalık otel defansını geçip gol atmak bir türlü mümkün olmuyordu. Her hücuma, atağa karşın, güler yüzlü personel nazikçe tüm topları göğüslerinde yumuşatıp gole izin vermiyordu.




Dağları aştılar, sonsuz merdivenlerden tırmandılar, denizin taşlı ve çalkantılı sularında kramplar girinceye kadar yüzdüler, yılmadılar. 

Sonuçta, er meydanında ne galip gelebildiler ne de mağlup. Bir sonraki tatile kadar havluları dolaba, terlikleri rafa kaldırdılar. 

Sarıoğlan derki 'Ardda, Arda',
Bu sene ancak bu kadar konuşa
Gelecek sene bülbül olup şakıya
Kızların peşinden koşmaya...

Çarşamba, Ağustos 26, 2015

Doğumgünleri


Evetttt, artık Ağustos'lar daha bir güzel olmaya başladı.
24 Ağustos Gökhan Amca, 25 Ağustos Alper'in doğum günlerini birlikte kutluyoruz.

Maaile bu sefer bir selfie'ye sığmayı başardık.


Bunlar ileride büyüyüp kocaman insanlar olunca ne yapacağız bilemiyorum...?

Salı, Ağustos 18, 2015

ATAM!


Saçları sarı, gözleri çakmak çakmaktı.
Bir baktı mı deler geçerdi insanı.
Atını sürdü rüzgar gibi Sakarya mevzilerinde.
Güneş gibi parlak, ay gibi aydınlıktı.
....
....


- Şehnaz, bu çocuğa bir haller oldu. Ne bu tavırlar, bakışlar anlayamadım!
- Ay sorma! Kendini bişey sanıyor ama ne bilemedim.


.....

- Bekleyin, bir konuşayım anlatacağım...

Issız Adam



video
Anlamazdın anlamazdııın,
Kadere de inanmazdın,
Hani sen acı veren kalpsizlerden
Olamazdııın.
Dilerim ki sen mutlu ol sevgilim...


(Alper'in bu halleri filmin son sahnesini hatırlattı bana! Atlas Pasajı'nda tekrar bir araya gelirler ve pasajın önünde amaçsızca bir oraya bir buraya gider abim, Karizma yerdedir ama seyirciler hönkürüklere boğulmuştur.)

Perşembe, Temmuz 09, 2015

3'leme


Şimdi bunlar daha bu haldeyken 'Eltimgiller' tarzı giyim kuşam içindeler. Aynı 'Hello Kitty'ler, aynı kolye, bilezik, yüzük vs.

Ne yapacağız bunları? Bilemiyorum.

Fotoğraftaki ifadeler çok şey açıklıyor ama zaman bakalım ne gösterecek bize?

Pınar'ın vakur ve abla duruşu, Ece'nin hınzır, Selin'in zeka dolu bakışları..Of!


Hadi Ordan!


video

Üstteki kayıt hayata nereden bakacağımız ile alakalı aslında:

1- Babasına 'Hadi ordan' diyen bir kız çocuğu, sonra arsızca kameraya sırıtıyor.
2- Baba, kızın arsızlığını azarlayarak cevap veriyor.
3- Anne, kızın önceki yaptıklarının acısını çıkaramamış, onun hesabını yapıyor.
4- Kızın abisi, küfür etmedi ki deyip kardeşinin arsızlığını tasdikliyor. Üstüne sofrada ritm tutup ıslık çalıyor.
5- En küçük kardeş yerlere nimet atıyor. Utanmıyor, bir de bakıyor.


Bir daha seyrediyorum, sonra bir daha.

Deniz ile gökyüzünün ayrımının seçilemediği ılık bir yaz akşamında dalga sesleri eşliğinde,
1- Ece muziplik yapıyor babasına,
2- Baba, bu eşsiz dakikaları kayda alırken aynı muziplikte cevap veriyor, Ece farkına varıyor ve en güzel halini takınıp gülümsüyor gözlerini kısarak,
3- Şehnaz, hem ortamı yumuşatıyor hem evin babasının yanında olduğunu güzel gamzeleri ve dik duruşuyla gösteriyor.
4- Arda, yine abiliğini yapıp, her koşulda kardeşinin yanında olacağının sinyalini veriyor. Gözümüz arkada kalmayacak.
5- Alper, önce dikkat çekmeye çalışıyor sonra Arda'nın taklidini yaparak daha 10 aylıkken zeka seviyesinin nerelerde olacağını gösteriyor. Şuanda bile bir birey ve farkında.

Perşembe, Mayıs 21, 2015

Kaygusuzlar


Fenerbahçe Parkı Ahtapotlu oyun parkının dibi ile sahil arası yeşil mekan bizimdir bu yaz. Yayılın bakalım.


Perşembe, Mart 05, 2015

Dubblaj


video
- İleride çekeceğimiz kliplerin demosunu yapıyoruz. Önceden hazırlıklı olmak lazım. Micheal Jackson'da kalabalık bir aile ortamında Oniki kardeşiyle birlikte müzik yapıp ailenin geçimini sağlıyordu. Kendisini bu konuda örnek aldığımızı belirtmek isterim...
- Arda, Maykıl öldü!
- Ne?! Pardon, George Micheal demek istemiştim. Sekiz kardeşiyle birlikte bando da obua çalarken keşfedilmişti kendisi...
- Arda, George şöyle böyleymiş!
- Yok artık be! Tamam! Tarkan?
- Olmaz!
- Ajdar?
- Hiç olmaz!

- Eee, müzik dünyasında kimi örnek alacağız be?
- Mustafa Keser olabilir. Çok düzgün bir hayat tarzı ve klası var. Bence mükemmel bir sanatçı.
- İyi tamam o zaman. Mustafa Keser abimiz süperdir, yok abi olmadı. Mustafa Keser amca mı desek?! amaaaannn. Klip bitti be!

Cuma, Şubat 06, 2015

TRT Çocuk korosu


- Hadi bakalım çocuklar, hepiniz sıraya geçin bakiyim! Başlıyoruz: Tenni, tenni, ten neni tenenennnn!
- Anni, anni annnanii,
- Yok Nehircim, anni değil, tenni.
- Nennni, nennni?
- Hayır Rüzgar!
- Nani nani nani, şimşek makuyun
- Toprak, no no no?
- mı, mı...
-Alper?
-mı
- Ay kuzucum, mı dedi! Aferin oğlum!
-Anne ayıp olmuyor mu?
- Arda, Ece lütfen! O sizin kardeşiniz ama.
- Off sıktı bu be! Tennnnniiii, tennniiii....

Çarşamba, Aralık 31, 2014

Benim de söyleyeceklerim var!


video
Yandaki tapeyi deşifre ettim:
 - Yeni yılda anneme bol süt, babam bol kazanç, abi ve ablama bol sabır, tüm büyüklerime de bol  mutluluklar dilerim, agu.

Mutlu yıllar çocuklar!



2014 nasıl geçti? Anlayamadık. Evet, artık yıllar eskisinden hızlı geçiyor. Beklenilenler bir anda olup bitiyor. 2014 Ocağında Şehnaz'ın doğum günü hediyesi olarak verdiği 'hamileyim' sevinci şimdi kucağımızda. Alper'imiz de bu sene çam ağcının altındaki hediye paketlerine dahil oldu.

2007 yılbaşına Arda ile girmiştik.

2015 girişimiz Alper ile oldu. Bu beşli ile artık daha büyük ve neşeli bir aileyiz.

Giderek daha da hızla geçen yılların bıraktığı toz dumanın tek tesellisi, bu ağacın altında büyüyen, yetişen hediyelerimiz...

Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve hep birlikte bir ömür geçirmek dileğiyle. 

Pazartesi, Eylül 22, 2014

Mytechnic'i gezdik..

-Baba!
-Efendim oğlum?
- Sen nerede çalışıyorsun, ne yapıyorsun, uçak ne, motor ne, hangar kim, para veriyorlar mı, bana şeker alır mısın, orası dükkan mı, içinde ne var, AVM gibi mi, yürüyen merdiven var mı, patron kim, sen nerede çalışıyorsun, ne yap....
-Hoop! Arda başa sardın?
-Öyle mi oldu? Pardon. Peki uçak ne, motor ne...
-Eee, elinin körü. Gel göstereyim.


- Vaay! Baba, siz böyle her gün hamburger filan mı yiyorsunuz? Sonra çocuklarına Burgerking yasak, o yasak bu yasak, fastfood yemeyin şişko olursunuz?
-Kızım, yok öyle bir şey.
-Anladık anladık.

-Baba! Yarın ben bir daha geleceğim.
-Neden?
- Oyun oynatan abla çok şekermiş? Size de hep oyun oynatıyor mu?
- Tabi canım! Biz hep palyaço ablalar ile çalışıyoruz kızım. Hayatımız hep böyle...



3'lü çekelim mi?

Merhaba,
Ben Aykaş, Alper Aykaş.
Geçen ayın 25.de dünyaya geldim ancak biraz gecikmeli oldu aranıza katılmam kusura bakmayın.

Gelir gelmez Yoğun bir göreve tayin edilmiştim. 15 gün hastahanede hemşire ablalara yardım etmem gerekiyormuş.

Yoğun Bakım Ünitesi denilen bir yerde görevime başladım.
Görev sonrası Aykaş ailesine verildim. Ailedeki diğer çocukların büyütülmesi, anne ve baba denilen büyüklere göz kulak olunması, yaşlandıklarında su filan getirilmesi gibi görevlerden sorumlu olacağım.

Şimdilik eğitim aşamasındayım. Gaz nasıl çıkartılır, acıkınca nasıl bas bas ağlanır, alta yaparken üste nasıl bulaştırılır konularında bu ay çalışmalar yapmaktayız. Başarı ile mezun olacağım günü bekliyorum.
Görüşürüz. Dikkatli olun, sağdan gidin.

Perşembe, Temmuz 31, 2014

Birinci Anaokulu Nostaljisi


Yıllar önce bir anaokulu vardı. Bizler oradan mezun olmuştuk. Vatana millete hayırlı evlat olmak için yetiştirildik. Artık büyüdük. Kocaman birer insan olduk. Hatta Arda bir kez daha ağabey ve ben de abla olacağım. Üzerimizdeki bu büyük yük ve sorumluluk bilinci ile eskilerden uzanan nostaljik bu şarkıyı kıymetli öğretmenlerimize armağan ediyoruz. Bayram tebriği olarak kabul ederlerse ne mutlu! Haydi Arda, vur gitarın tellerine...



video

Bir Dilek Tuttum!

"Bir Dilek Tut" dediler, tuttum.
Teddy ayımı oraya al buraya koy dediler, hepsini yaptım.
Yönetmen ağabeyi hiç kızdırmadım. Ne dediyse yaptım.
'Aferin Ece' dedi. (İlk çekimin heyecanıyla bir ara uyumuşum. Onu da çekmişler! Neyse..)  

http://www.youtube.com/watch?v=5rRoX3gu4Bs

Cuma, Temmuz 11, 2014

İzin


Enez'e gittik. Çilek topladık. Avuç içi kadar büyüktü çilekler. Hormonsuz ve ilaçsızdılar.



















 Biraz Denize girdik. Yüzdük, eğlendik.


















Boş vakitlerde çakıl taşı ve deniz kabuğu topladık. Kadıköy'de satıp Ipad alacağız Arda ile Bana.












Pazartesi, Haziran 23, 2014

Piknik sezonu


 Piknik organizasyonu yaptık babamın şirketiyle.

Tombala çektik, bana çıkmadı.

Top oynadık, gol atamadım.

İp atladık, Arda birinci oldu ip benim ayağıma dolandı.

Ata bindik, at ben üstündeyken WC'ye gitmedi, anlatabiliyor muyum? Oraya yaptı. Yadırgadım yani.                                        

Ona rağmen eğlenceliydi. Yeni arkadaşlar ile tanıştık.







 Allah'tan güzellik yarışması yapmadılar. Yani bu sefer oha olurdum, valla!

Pazartesi, Haziran 02, 2014

Reklamlar

Herşey Okan Abi'nin babama bir kamera vermesiyle başladı. Babam bu kamerayla iş yemeğini çekecek ve ertesi gün teslim edecekti.

Evde kamerayı test ederken aşağıdaki görüntü çıktı. Benim, sokakta çiçek satan Romen tarzıyla 'Okan Ağabbeee' demem yapımcıları harekete geçirmiş olmalı ki İşbank reklamı için teklif geldi.

Cem Yılmaz Ağabbeem sağolsun. Şişeyi tam benim bulacağım yere atmış. Şişede banka şubesinin adresi varmış herhalde ya da hikaye. Karneyle kitap verecekmiş banka. Bunun için önceden dülger balığı tutmak gerekiyormuş galiba. Ben biraz konuyu pek kavrayamadım ama bekliyorum şu karne gelsin artık.

Acaba, pekiyi olan karnelere mi kitap verecekler, zayıfı çok olana mı?



video

Şişeyi ben buldum. Tüm kitapları bana verin! Okan Ağabeee! Cem Ağabee!

https://www.youtube.com/watch?v=qDvf23OluEM

Cuma, Nisan 25, 2014

23 Nisan!




Önce hafta sonu Özger'in doğumgüne gittik. Tam bizimkilerin ayarında Mira'yla tanıştık



Acaip kafadengiydi.


 
 Sonra 23 Nisan Bayramı'nda Arda Kafkas döktürdü. Ece Kalinka. Bayağı Rus Milli Egemenlik Bayramı tadındaydı. Anlamadım ama olsun. Bizim için çocuk bayramı olması önemliydi. Zaten Atatürk tüm çocuklara vermemiş miydi?


.











 
 Finali herzamanki gibi Ece yaptı. Protokolde Belediye Başkanı, Kaymakam, Defterdar, Okul Müdürü'nün önünde yer alarak bitirdi.











3.5 saat süren törenlerin ardından Babam bizimle gurur duyuyordu. Bkz foto.







Salı, Nisan 08, 2014

Koltuk


Çocuklar birarada,
Torunlar altalta üstüste,
Koltuğun sağı boş kaldı.

Çarşamba, Ocak 15, 2014

Üsküdar'a gider iken...




- Kadıköy'ün iyi yanı ne biliyor musun, Arda'cım?
- Evet, okulumuz eve çok yakın.
- Yok canım.
- Evimiz okula çok yakın?
- Öff! Hayır.
- Eee! Neymiş bakim?
- Kadıköy, Üsküdar'a yakın. Arkana baksana şaşkın! Tüm İstanbul karşında. Topkapı Sarayı, Galata Kulesi daha ne olsun?
- Dürüm!
- Al evladım, ellerimle yaptım.
- Maşallah Anne' Nereden duydun bizi yaa?
- Evladım dikkat et kayalarda koşma, düşme, ayağın kayar, dizin acır, bileğin burkulur, kafan kayaya çarpar. Aman oğlum dur, kızım sen de arkadan gelme, önden de gitme. Araba geliyor, geçme!
- Maşallah!
- Nerede kalmıştık Abi? Ne güzel manzara değil mi?
- Ben kıpırdayamıyorum. Çakıldım, sen tadını çıkar. Annneeee! Emekleyim mi, kaldım böyle!
- Kal!

Cuma, Aralık 27, 2013

Müdürüm!

- Müdür'üm?
- Efendim memurum?
- Yakaladık en sonunda!
- Kimi yakaladık?
- Tüm suçların başındaki gizli şahsı, örgütün en tepesindeki Baron'u, suç imparatorunu, tüm gizli kapaklı işlerin ardındaki karanlık kişiyi,
- Vay canına demek yakaladık!
- Evet Müdürüm.
- Vay onun evine bitter çikolatalar bassın, vay onun ağzına acı biberli emzikler sokulsun, vay ben onu yerim, yanaklarını ısırırım!
- Müdürüm, Rüzgar'ın kolunu tuttum bırakmam.
- Ben de yapıştım yanaklarına hiç bırakmam.
- Gıgı mıgı mu, cork cork?
- Debelenme Rüzgar, fena halde komploya düştün. Seni baban bile kurtaramaz. Oradan BAKAN baban mı?
- Gıııı!
- Kaçamazsın adaletin adaleli kollarından. Dur! Ah 1,5 yaşındaki çocuğu bile tutamadık. Kaçtı!!!

Cuma, Kasım 29, 2013

Cadılar Bayramı

- Öğretmenim!
- Efendim, Ececim?
- Cadılar Bayramı'nız mübarek olsun, öğretmenim, elinizi öpeyim.
- Beyhudar ol, kızım. El öpenlerin çok olsun.
- Birşey değil, şeker filan vermek adettendir, öğretmenim. Bizim geldiğimiz yerde bu tür adetlere çok önem veririz. Paskalya'da okullar kaç gün tatil öğretmenim, Kadıköy yakasında?
- 1 hafta kızım, ayrıca Noel ve Christmas tatillerinde de 10 gün filan tatil yapıyoruz.
- Güzel, yumurtaları okulda boyarız değil mi öğretmenim?
- Tabi canım.
- Şehnaz!
- Efendim, hayatım?
- Bu kızı biz Fransız Lisesi'ne mi verdik? Ne bu tavırlar, kılık kıyafet almış başını gidiyor.
- Kurtköy'e taşınsaydık o zaman. Ne vıdı vıdı ediyorsun?
- Aşkım, ama sen, kem küm..
- Öff, alış artık hayatım. Burası Kadıköy, burdan çıkış yok!
- ....

Salı, Kasım 05, 2013

Oylat


İskoçya gezisi öncesi yurdumuzun İskoçya'ya en çok benzeyen yeri olan İnegöl'e bağlı Oylat'a demo amaçlı gezi düzenledik. Nereye baksan Edinburgh'tan bir köşeyi andırıyordu.
Mağarası, kaplıcaları, Kuğulu parkı, İnegöl köftesi, kestanesi, ne bileyim herbişeyi...
Çocuklar bayıldı. Arda kaplıca canavarı oldu. Son gün halka açık saatte kaplıcaya girince, yerel gençlerin olimpiyat hazırlıklarına şahit olduk mesela. Çok gururlandık. Bazıları 3x5 metrelik 40 derecelik havuzda atlama, tersten atlama, adam üstüne atlama, yüzme yarışları, deve güreşleri dallarında yarıştılar. Bizim zamanımızda Rocky'in zor şartlarda Rus boksöre karşı yaptığı antrenmanlar geldi aklıma. Gelsin bu  delikanlıları görsün! Biter.
Sonra dağ gezileri yaptık. Ece tüm zarafetiyle resimde de görüleceği üzere, değneğini yol boyunca kağıt mendil ile tuttu. Arda balık, kurbağa filan avlarız diye umutlanmıştı ama olmadı. Darısı İskoçya'da artık.

Salı, Ekim 01, 2013

Yeni yerleşim yeri


Sonunda taşındık. Büyükçekmece'den Acıbadem'e gelerek yolun 2/3'ünden kurtulduk. Sabiha Gökçen hala uzak ama burası medeniyete daha yakın. Çocukları okula verdik. Eğitim kalitesi bayağı yüksek. Hemen adapte oldular.

- Hey baba. Naber man? What's up, yo?
- Efendim evladım?
- Man, don'c you get it, yo?
- Yoo!
- Babacım caddede okulda böyle konuşuyor burada insanlar. ANLAMIYOR MUSUN?
- Bağırma ulen babaya!
- Off ya off! Madem öyle niye geldik buralara Mann?
- Hala doğru konuşmuyor. Şehnaz al bu çocuğu buradan.
- Askim! Niye öyle davranıyorsun minnacık çocuğa?
- Askim ne ya?
- Valla az önce caddeden geldi....
- Ne caddesi bu bea? Yeter ama!
- Oğlan cin gibi yerinde durmuyor (bkz foto). Hanım ile kız bütün gün caddede. Allah'ım doğru mu yaptım? Niye terk ettik yurdumuzu? Öhöo!
- Aman boşver yo!
- Get lan!
- Get Up!


Perşembe, Ağustos 15, 2013

Duwar


Bu aybaşında Roger Waters dedem Almanya'dan konsere gelmiş. Amcamla babam kendisine Roger Baba, Roger Baba diye seslendikleri için tahminimce uzaktan dedem oluyor.
Roger Dedem, uzun yıllar TOKİ'de duvar ustası olarak çalışıp SGK'dan emekli olmuş. Kendisine emekli ikramiyesi olarak fotoda gördüğünüz duvarı vermişler. Adam ne yapsın? Ülke ülke dolaşıp duvar dibinde konser vermeye başlamış. Geçen bir röportajını okudu Arda abim bana, 'emekli aylığı yetmedi gızım, 35 yıl önce yazdığım şarkıları, türküleri söyleyip kefen parası biriktiriyom' demiş.

Ersan ve Gökhan Amcam bu kadar da hayırsızlık olmaz Roger Baba'ya biraz da bizim katkımız olsun deyip konsere gitmişler. 

Babam biraz sinirli geldi. Noldu babacık dedim? Meğer konser İTU stadında verilmiş. Boğaziçili olarak zaten kıldım iyice uyuz oldum dedi. Gece 23.30'da konserden çıkıp 02.00'de eve gelmişlerdi. Arabayı Levent'e park etmişler çıkışta kalabalık olmasın diye. Konser bitince 40bin kişi metroya girmeye kalkınca Darüşşafaka durağına kadar geri yürümüşler. (Ah Daçka yine ne varsa sende var. Hayat yolunda önümüzü açtın, Metro'ya bile sayende bindik kapa parantez).

Roger Dede, bi daha gelirsen Tobleron filan getir şu torunlarına. Cimrilik de bir yere kadar.. Çüss.

Pazartesi, Ağustos 12, 2013

Kervan


- Anneannem yeni koltuk takımı aldı. Aslında ev filan da yeni. Ama koltuklar daha önemli. Bu fotoğraftan önce babam, Arda abime, oğlum o ayaklar ile basma yeni koltuklara deyip abime tekme atmaya kalkarken, annem babamın bacağını tuttu. Abim, o esnada yediği çimdiğin etkisini belli etmemek için sırıtırken ben hiç bir şey olmamış gibi gülümsemeye devam ettim. Annem, abine nispet yapma dercesine bacağımı kavradı. Ben de Arda gibi acı içinde sırıtmaya başladım. Babam, fotoğrafımızın çekildiğini anlayınca annemin arkasından benim saçlarımı yakaladı. Sinsice ve çaktırmadan. Mutlu bir bayramı bu güzel koltuklarda kutlamanın keyfine vardık böylece. Nice güzel bayramlara. Amin.

Kızlar dayanışması


- Bak kardeşim, öncelikle hoş geldin dünyamıza. Bu dünyada çok acayip şeyler oluyor. Mesela, Ergenekon diye bir dava var. Ben doğduğumda başlamıştı. Şimdi hala devam ediyor. Geçen gün dava sonucunu açıkladılar, ömür boyu ceza alan varmış. Ömür ne demek bilir misin, kardeşim?
- Ablacım. Hoş bulduk. Ben Nehir. Daha dakika bir gol bir. Ne oluyor? Neredeyim ben, sen kimsin? Bunları anlatmadan derinlere daldın.
- Dur dur, bir de Gezi Parkı diye bir yer varmış. Ben şahsen parkları çok severim. Tahterevalli de uzmanım hatta. Geçen gün ağaç kesmişler, insanlar da çadır kurmuş. Sen hiç çadır da kaldın mı?
- Kaldım! Oha yani. Daha dün annemin karnından çıktım. Bu ne yaaa! Alın bunu başımdan. Of başıma ağrılar girdi. Nasıl bir hayat bu be? Anneee!
- Nehircim, olmuyor ama böyle. Sen büyüyesiye kadar ben bekleyemem. Evin tek kızıyım. Kimse beni anlamıyor. Kimse beni dinlemiyor. Öhhööö!
- Tamam, tamam. Sus, rezil edeceksin beni. Ne demiştin? Gezi mi? Güzelmiş. Mevlut okutalım sonra gideriz kız kıza.

Pazartesi, Temmuz 15, 2013

Aylar sonra birgün!


- Babacım, size amca diyebilir miyim?
- Nasıl yani? Eski Türk filmlerinde tersiydi o. Seni şaşkın! Şaşırdın yine!
- Yok, yok öyle değil. Sen artık bizimle ilgilenmiyorsun. Hop bey amca, kaçıl da bir kayalım kaydıraktan!
- Arkamda biri mi var? Arda'cım kime sesleniyorsun, evladım?
- Amcaa! Hadi yürü be ya!
- Böhüü, öhü! Evladım bile tanımıyor beni artık. Büyükçekmece'den Sabiha Gökçen'e her gün gide gele evlatlarım beni unutmuş. Ne kadar bedbahtım! Şehnaz'cım bu çocuklar niye böyle?
- Buyurun?!
-Şehnaz'cım bu çocuklara bu aralar pek ilgi gösteremedim. O yüzden çok mutsuzum.
- Gürkan??!
- Efendim, canım?
-Aaaa! Gürkan, n'oldu sana böyle? Saçların beyazlamış..
- Eee, şey evet. (Öhüü, aylardır gece evlere gelip, sabah kuşluk vakti çıkarsan olacağı bu, karım bile tanımadı beni.) Sen de saçlarını mı yaptırdın canım? Çok güzel olmuş!
- Geçen ay uçlarından aldırmıştım! Sus bari!

Perşembe, Mayıs 23, 2013

Bülten




Bundan sonraki yayın hayatımıza Bülten formatında devam etmeye karar verdim. Yetişemiyorum hayatın hızına! İlkokul 1. sınıfta ne oluyor bu kadar çabuk demeyin! Hayat bu göz açıp kapasıya kadar geçip gidiyor. Nisan-Mayıs neler yaşadık neler?

- Ece'nin ve Toprak'ın doğum günlerini kutladık.

- Okuma Bayramı yaptık. Artık sahnelerde boy göstermekten sıkıldım. Seyirci, alkışlar, tebrikler.. Bunlar bana göre değil. Biraz da kendimi matematik, fen gibi konularda yetiştireceğim. (Babam her akşam 'oğlum ders çalış' derken zannedersem böyle bir motivasyona girmemi istiyor. Bilemedim.)

- Babamın okulunda pilav günü varmış. Kuru-pilav yemedik ama dondurma, şeker, çikolata, gazoz vs. ne varsa yedik içtik.

- Bahçe sezonunu açtık ama havuzu daha açamadık.

Görüşmek üzere, nerede ve nasıl yaşatılıyorsan Türkiye! (Reha Muhtar aklıma geldi birden. Nerde kendisi bu arada, hiç sesi çıkmıyor..)

Pazartesi, Nisan 08, 2013

Niye Yazmıyorum?




- Oğlum niye yazmıyorsun? Bişeylere mi kafan bozuldu? Akil adam seçilmedin diye mi bu tavırlar?
- Baba? Sen yoksa bizi artık sevmiyor musun? Niye bloğumuzda eski yazılar duruyor hala?
- Kocacığım, kurabiyeler bayatladı artık, değiştir şu bloğun sayfasını. Yeni cupcake'ler yaptım. Misss gibi oldu.
- Kardeşim, n'oldu sana? Şekerin mi çıktı, fıtığın mı azdı, migrenin mi nüksetti?
- Yok artık!
- EEEE artık söyle be, hepimiz sana bakıyoruz, niye bu blog böyle?
- Şey, cevap yukarıda. Haritaya bi bakın bakiyim! Her gün Büyükçekmece - Sabiha Gökçen arası sabah akşam git gel, 180 KM! En az 3 saatim yollarda geçiyor. "Hasretinden yanmışım, ben sana vurulmuşum, nı nınnı nı.."
- Ay kamyoncuya sardı kocacığım. Bi limon kolonyası getirin çocuklar, açılın bi şöyle!
- Kardeşim! Sana gitme diyeydim! Dur diyeydim!
- Yapma abi!

Çarşamba, Mart 13, 2013

Pınar'ın doğumgünü


- Pınarcık, kaç oldun bakiim?
- Amcacım, Yedi.
- Yemedi daha! Kurabiyeler kırılacak! Hay Allah! Bunları dağıtırken anaokulundaki çocukları sıraya dizin. Tek tek ellerine verin. Kendileri sokmasınlar sepete ellerini. Hepsine birer tane. Erkeklere pembe vermeyin! Kızlara kelebeklilerden paylaştırın.
- N'oluyo Şehnaz Yenge?
- Ben şey. Dün bütün gece bunları rüyamda gördüm. Kurabiyeler kovalıyordu! Sonra üzerindeki kelebekler uçtu filan. Aman bir karışık bişeyler. Siz dikkat edin. Kırılmasınlar.
- Pınarcım, bişey yok. Yengen yetiştireyim derken stres yaptı biraz. Senin ateşin mi var?
- Off yaa! Hep böyle oluyor amcacım. Doğum günlerinde ateşim çıkıyor.
- Bozma moralini. Bak teyzen de süper HelloKitty'li pasta yapmış sana. Akşam yeriz.
- Teşekkürler hepinize. Neden blogda toplu fotoğrafımız yok?
- Koyarız. Merak etme. Öptüm seni.

Doğumgünü mevsimi açıldı


- Haydi hayırlı olsun, mevsim açıldı!
- Babacım bunlar çayda çıra mı?
- Yok kızım! Bunlar annenin kurslara gidip öğrendiği, yapmak için saatlerini verdiği, malzemeler ve hammaddeler için benim koşuşturduğum Kurabiyeler, canım.
- Niyekine?
- Doğum günlerinizde, diş buğdaylarında, milli ve dini bayramlarda, sevgililer gününde, anneler gününde, kabotaj bayramında, yerli malı haftasında vs. yani aklına gelebilecek her türlü vukuatta annen artık kurabiye yapacak.
- Niyekine?
- Oğlum, ben bilmem annen bilir!
- Baba, benim doğum günümde PSP alır mısın?
- Annene söyle PSP kurabiyesi yapsın oğlum. Ben bittim!
- Niyekine?
- Tövbe, tövbe! Oğlum bunlara para mı dayanır? Kusura bakma. Hem oynarsın, hem sıkılınca yersin!

Salı, Şubat 26, 2013

Dörtköşe Mutluluk!


- Baba, Ardalar da kalalım mı?
- Olmaz kızım.
- Lütfeeennnn!
- Tamam canım olur.

- Baba, yarın da kalalım mı?
- Hayır Pınar, Aaa ama!

- Baba, yarın Pınarlara gidip onlarda kalalım mı?
- Ohannes!
- Efendim, babacım?
- Arda oğlum daha onlar bizdeyken bu planları nasıl yapıyorsunuz?
- Baba?
- Hay Babanı! Efendim Ece?
- Selinler de kalsak peki?
- ÇAKAL! Orası kimin evi?
- Amcamların. Ama ben Selin'i çook seviyorum, babacım. Lütfenn!
- ....
- Lütfeeeeynn!
- Böyle içli içli lütfen deyince, insanın içi burkuluyor. Tamam, ama akşam eve dönecez, yarın okul var. Arda Paşa, sen hemen derse otur bakiyim. Sonra, bol bol oyun oynarsınız.
- Ama Babaaa yaa!
- Burkmayın daha fazla beni.
- Gııı, gıı!
- Selin, sen de!

Pazartesi, Şubat 04, 2013

THARaNA & Yeni Nesil mesajlaşma


- Baba?
- Hı?
- Bana cep telefonu alır mısın? Dila'nın, Deniz'in herkesin var. Bana da alır mısın?
- Hayır.
- Neden ama?
- 7 yaşındasın daha. Nasıl mesaj çekeceksin? Hem beynine yazık. Telefonlar çocuklar için zararlı.
- Mesaj çekmek ne demek?
- Karşındakine mesaj yazmak. Bir şey istemek ya da yapmak için bilgi alışverişi.
- Hmmm!
Sonra Arda odasına gider ve elinde yazı tahtasıyla geri döner.
- Baba, annem mesaj gönderdi, ben de yazdım: Tarhana diyor, ister misin diyor?
- Anladım evladım. Şey, ne model olsun telefonun?
- Model ne demek baba?
- Podyumda yürüyen ablalar, Kanal 110 FTV. Pardon! Kafam karıştı. İphone, Samsung filan. Neyse...

Pazartesi, Ocak 28, 2013

Karne mutluluğu


- Babacım!!!
- Efendim oğlum?
- Karne aldık. Hepsi 5 pekiyi!
- Aferin aslanım. Tebrik ederim. İlk karnende hepsinin 5 olması beni çok mesut etti, gözlerim doldu. Ne güzel bir duyguymuş böyle? Meğer insanlar çocuklarını bu yüzden yarış atı yapıyor, ders çalışmaları için baskı ve zulüm uyguluyormuş. Öyle mutlu ettin ki beni yavrum?!
- Baba, nasıl yani?
- Hadi çocuğum sıcağı sıcağına otur bakiyim masana. Ders çalış. Ders! Yayma kendini! Diğer çocuklar şimdiden başlamıştır alfabenin kalan harflerine. Oku!
- Yumuşak Ge nasıl okunur baba gğğhı diye mi?
- Onu geç, önce bildiklerinden başla sonra vaktin kalırsa diğerlerini yaparsın.

- Babacıımm!
- Efendim kızım?
- Bana da anaokulunda karne verdiler. Hepsi gülen surat, ama 2 tane az gülen surat var.
- Ne diyorsun? Nasıl olur? Öğretmenin takmıştır sana benim akıllı kızım! Şehnaz ara bu öğretmeni. Nesi eksik kalmış kızın? Özel hoca tutalım mı bi sor? Off! İçim daraldı. Su getirin! SEN otur ARDA!

Salı, Ocak 15, 2013

Yeni yıl, Yeni Yaş ve kaybedilen bir diş...


Yeni yıla biraz heyecanlı ve biraz da hüzünlü girdik. Yılın ilk haftasında çok sevdiğim alt ön dişim çıktı. Birkaç gün içinde yanındaki de çıkacak. Sadece yoğurt, süt ve çorba içebileceğim söyleniyor. Bir de muz.

Zaten doğuştan diyet yapmış gibi çiroz bir bünyem var. Bunun üzerine verebileceğim bir kilo yok. Acaba takma diş mi taksam? Yenisi çıkasıya kadar kaplama filan mı yapsak? Bilemiyorum. Kendimi yaşlı ve güçsüz hissediyorum.

Bu haller annemde de çıkmaya başladı. Geçen Pazar doğum günüydü. Babam hayırlı olsun Otuz küsur yaşına basıyorsun ne güzel deyince annem bir süre donakaldı. Meğer Otuz küsur-1 zannediyormuş. (Küsuratı siz doldurun annem Otuz'dan sonrasını görmek istemiyor da bir süre) Sonra 'ben o bir yaşı hiç yaşamadım ama...' diyerek baya üzüldü. Annecim, üzülme. En azından dişlerin yerinde. Bana bak! Öhüüü!

Çarşamba, Aralık 19, 2012

Kurabiye

- Annneee! Kantin'den süper acılı sucuklu tost yedim.
- Aferin evladım. Niye çantana koyduklarımı yemiyosun?
- Anne, sen süper acılı sucuklu tost yapmıyosun ki! Sonra yarım metre uzayan yassı şeker aldım. Arkadaşımla yedik.
"Bu ne biçim kantin işletmesi kardeşim. Çocukları ne ile besliyo bunlar?"
- Başka ne yedin, evladım?
- Başka yok, susamıştım; dışarda su
yokmuş, buz gibi su verdi amca. Öhööööö! Koştuktan sonra iyi geldi. Öhöö.
"Allah'ım inanamıyorum"
- Evladım, bak bundan sonra çantana yandaki fotoda gördüğün gibi kurabiyeler yapıp vereceğim. Şekilli, renkli, lezzetli. Olur mu? Kantini unut, çocuğum.
- Süper şekilli yapar mısın? Spiderman, Micheal Jackson gibi mesela.
- Oldu. Öhö şey, tabi canım. Ağ atıp dans eden kurabiyeler yaparım ben sana. Aa de!
İçtin tabi soğuk suları, ateş olmuş 39,5. Yatağa!

Ödev

Eğitim sistemi hakkında yazmamak için zor tutuyorum kendimi. Ama hergün de bişey çıkmaz ki!
Dün, Arda odasında hem ödevini yazıyor hem yüksek sesle okuyordu. Ben de içerden dinliyorumdum. Bir ara coştu!
- İnlet Ata inlet!
- Şehnaz, kimle konuşuyo bu çocuk, telefonu mu aldı?
- İnle Talat inle!
- N'oluyo layn!? Ata inletiyo, Talat'ta inliyosa yamuk bi durum var? Kim bu çocuklar?
- Offf, aşkım! Arda ders çalışıyo.
- Ne biçim ders bu?
- Anne Ela inat etti!
- Ya demiştim ben sana! Bu işin içinde bir cadolozun parmağı olmalı.
- Tan inat etti!
- Yine karıştı ortalık! Tan nerden çıktı evladım? Talat değil miydi inleyip duran Ela için?
- Ela anteni elle!
- Tamam buraya kadar. Şehnaz yarın çocuğun kaydını alıyoruz okuldan. Ben anladım durumu. Arddaa! Gel evladım. Oku: 'Ali gel, topu at'. Ne varsa Cin Ali'de vardı. Yazık oldu!

Perşembe, Aralık 06, 2012

Kuzinler

18 yıl sonra farklı bir yerde,

- Arda abi, bu fotoğraf ne ya?
- Ne var Selin'cim?
- Yüzüme bile bakmamışın, ayıp olmuyo mu?
- Ece'nin eteğine yapışıp kameraya dönmemek ayıp değil de bu mu ayıp?
- Valla bilmem. Yakıştıramadım...
- Heyooo Ece?
- Kim bu cici kız? Pınar mı geldi?
- Herhalde, benim de canım içecek bişeyler istedi.
- Heyoyo canikolar!
- Kim bu güzel sesin sahibi, dışardan geliyo herhalde?
- Ardacım, sana elense çeken delikanlı kız yok artık. Bugün 23 oldum. Gülerim, eğlenirim, okulumu bitirmişim, diplomamı almışım, karşında Doktor Pınar var artık.
Aç bakiim boğazını, AAA! de. Aferin. Sende topuk dikeni var. Merhem yazıyorum, haftada 3 kez saçına sür, 15 dakika sonra yıka. (bi dakka! Ben Tıp doktoru olmadım ki, Ekonomi doktoru olmuştum. Garip bi durum.. Neyse biraz daha konuşayım sonra bu konuyu bi daha düşünürüm) Arda'cım sonra tahvile yatıracağın bonoları saçına sürdüğün boneler ile kapat. Kışın bakıma gerek yok ekonomi zaten hasta. (heh kurtardık durumu)
- Ne istiyosun Pınar?
- Arda, bi koyu kahve yaparmısın, dün finallerin son günüydü, kafam biraz karışık.
- Desene be kardeşim; bir an sana bişey oldu sandım? AL!
- Ohhhh! Arda'cım benim. Gel bi şöyle..
- Yarabbim. Şu sevimliliğin olmasan kızacaktım sana, neyse.
- Arda, boğazına bakarken aklıma geldi, memleket dar boğazda anlıyor musun?
- Ay yine mi başladı? İmdat....
- Bu ne be Arda'cım? Kuzenler ayrı kuzinler ayrı...
- Evet, Ece'cim.

Çarşamba, Aralık 05, 2012

Kuzenler


18 yıl sonra...

- Arda abi, bu fotoğraf ne ya?
- Ne var Toprak'cım?
- Kucağa almışın, ayıp olmuyo mu?
- Parmağını emip kameraya odaklanamamak ayıp değil de bu mu ayıp?
- Valla bilmem. Yakıştıramadım...
- Hüop Ece abla?
- Kim bu sert çocuk? Rüzgar mı geldi?
- Evet bana da bir serinlik geldi sanki.
- Hüoppp dedik, ablaa?
- Kim bu kabadaya narası atan, dışardan geliyo herhalde.
- Eceee, senin kucağında oturan o küçük uslu bebek yok artık. Bugün 18 oldum. Eser, gürler, ortalığı fena dağıtırım. Katrina olurum, Sandy olurum (bi dakka! Bunların hepsi hatun ismi ya. Bu zamana kadar hiç erkek kasırga esmemiş mi? Garip bi durum.. Neyse biraz daha bağrıyım sonra bu konuyu bi daha düşünürüm) Haydar olurum,  Tayfun, Poyraz olurum. (heh kurtardık durumu)
- Ne istiyosun Rüzgar?
- Abla be, bi bardak su ver, boğazım kurudu.
- Hay huyun kurusun! Bi su için bu kadar bağrılırım mı? AL!
- Ohhhh! Canım Ece ablam benim. Gel bi şöyle..
- Yarabbim. Şu sevimliliğin olmasan yiyecektin dayağı, neyse.
- Eceeeee!
- Ay yine mi başladı? İmdat ayol....

Cuma, Kasım 30, 2012

Kışı ararken...

Bu sene kış gelmeyecekmiş! Kışı pas geçip bahara kavuşacakmışız. Hep hayalimdi ama küresel ısınma buna neden olunca biraz buruk karşıladım bu haberi.

Babam da madem kış gelmiyor biz ona gidelim dedi. Geçen hafta İridağ'a gittik. (Ece, Uludağ diyemiyo, İridağ diyo)

Kar yoktu, hatta hava günlük güneşlikti. Isınma küresel olduğu için buralarda etkilenmiş demek ki.

Biz de tadını çıkardık. Napalım?